Yaşın ilerlemesi ile belirginleşen mimik çizgilerinden kurtulun.

Botox uygulaması, FDA onayı almış kolay ve güvenilir bir uygulamadır. Botox uygulamaları, özellikle ciltte zamana bağlı oluşan kırışıklıkların giderilmesi, terleme ve migren tedavilerinde kullanılır.

Botoks son yılların en popüler kırışıklık tedavisidir. Daha genç ve dinç bir görünüm, dinlenmiş bir yüz ifadesi, sosyal yaşamda kaybolan özgüvenin tekrar sağlanması gibi özellikleriyle tercih edilen, uygulama süresi kısa ve etki süresi uzun konforlu bir uygulamadır.

Göz kapağı düşüklüğünün giderilmesi, kaş asimetrisinin düzeltilmesi, dudak kenarlarında oluşan üzgün yüz ifadesinin ortadan kaldırılması, boyun kırışıklıklarının giderilmesinde de faydalandığımız botoks, ülkemizde 19 yıldır güvenli ve başarılı bir şekilde estetik amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Genetik faktörler, sigara alkol gibi alışkanlıklar, güneş, geçen yıllar, mimik kaslarının yıllar boyunca çalışması, cildimiz üzerindeki kıvrımları belirgin hale getirir ve böylece kırışıklıklar ortaya çıkar.

Kırışıklıklar en sık alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresinde görülür. Clostridium botulinum adlı bakteri tarafından salgılanan bir protein olan botoks, sinirden kasa giden elektriksel uyarıyı engeller ve uygulanan bölgedeki kasın fonksiyonunu geçici olarak azaltır veya yok eder.

Kas hareket edemeyince, üzerindeki ciltte oluşan kırışıklıklar azalır veya yok olur ve bu süre içinde cilt kendisini toparlama fırsatı bulur, daha genç ve daha huzurlu bir görünüm oluşur.

Botoks ince bir iğne ile enjeksiyon şeklinde uygulanır. İşlem çok hafif bir ağrıya neden olabileceğinden, uygulama öncesi anestezik etkili krem sürülerek bölge uyuşturulur.

Uygulamadan sonra geçici bir baş ağrısı görülebilir. Uygulamadan bir gün sonra yüz yıkanabilir, cilt bakımı ve makyaj ürünü kullanılabilir.

Ancak botoks uygulamasından sonra, enjeksiyon bölgelerine üç gün masaj yapılmamalı, makyaj temizlenirken fazla ovuşturulmamalıdır. Yine uygulamadan sonra üç gün egzersize ara verilmelidir.

Botoksun etkisi 3-10 gün sonra başlar ve 4-6 ay kadar devam eder. Bu süre sonunda uygulanan bölgedeki kırışıklıklar eski haline döner. Birkaç uygulamadan sonra, eskiye göre daha iyi durumda da kalabilir. Botoks uygulanan bölgede sadece sınırlı bir alanda etki eder, vücutta sistemik dolaşıma geçmez.

Botoks şu durumlarda uygulanır:

  • Alındaki yatay çizgiler,
  • İki kaş arasındaki çatık kaş görünümüne neden olan çizgiler,
  • Kaşların yanlarının yukarı kaldırılması,
  • Gözlerin yan tarafındaki çizgiler (kaz ayağı çizgileri),
  • Alt göz kapağındaki çizgiler,
  • Burun kökündeki yatay çizgiler,
  • Burun ucunun kaldırılması
  • Üst dudaktaki çizgiler
  • Boyundaki çizgiler
  • Koltuk altı, eller ve ayaklardaki aşırı terlemenin tedavisi
  • Migren şikayetinin giderilmesi

Botoks, bu konuyla ilgili eğitim almış uzman doktorların uygulaması gereken bir ilaçtır. Aksi halde etkisi tam olmayabilir, arzulanan sonuca ulaşılamayabilir, hatta geçici göz kapağı düşüklüğü gibi sıkıntılar ortaya çıkabilir.

Estetik amaçlı olarak 19 yıldır kullanılmakta olan botoksun kas hastalıklarında kullanımı ise, çok daha eskiye dayanmaktadır.

Bugüne dek hiçbir yan etkisi saptanmamış olan botoks, Amerikan İlaç Araştırma Dairesinin de (FDA) onayladığı bir ilaçtır ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.

Yalnız bilinmelidir ki botoks bir mucize değildir ve sizi 15 yıl önceki görünümünüze kavuşturamaz.

Botoks sadece yüzünüz ve boynunuzda, uygulanan bölgelerdeki kırışıklıklarda düzelme sağlar, yüzünüzde kalıcı olarak hiçbir değişiklik yapmaz.

Vücudumuzun en büyük organı olan cildimizin, doğal bir yaşlanma süreci vardır. Genetik mirasımız yanında, cildimiz yaşamımız boyunca çeşitli etkilere maruz kalır; bunların en başında yer çekimi gelir. Yer çekimi etkisiyle zamanla sarkan cildimizde, sarkmaya bağlı belirgin katlanmalar oluşur.

Cildin yaşlanmasını hızlandıran diğer bir neden güneştir. Güneş ışınları cildimizin yapısını bozar ve cildin kendisini onarma kapasitesini azaltır. Ayrıca gözlerimizi kısmamızı sağlayan kas hareketlerini arttırır.
Alkol ve sigara, cilt yaşlanmasını hızlandıran diğer etkenlerdir. Kılcal damar ağı en çok cildimizdedir ve tek bir sigara bile buradaki kan akımını 4-6 saat bozar.

Cildimizdeki yaşlanmayı en çok hızlandıran, aşırı mimik yapılmasıdır. Aşırı mimik yapan kişide, çizgiler erken yaşlarda oluşmaya başlar. Yüz ifademizi oluşturan ve en yoğun kullandığımız mimik kasları cildi çekerek ve bırakarak, zamanla artan mimik çizgilerini oluşturur. Gençken, kasların etkisiyle oluşan dinamik mimik çizgileri, ciltteki elastik lifler sayesinde hemen eski haline döner. Cildimizdeki canlılık, kan akımı ve onarım kapasitesi sayesinde, bu çizgiler uzun yıllar bizi rahatsız etmez. Yıllar içinde, özelikle otuzlu yaşlardan sonra, mimik kaslarının cildi çekip bırakması ile, zayıflamış ve elastikiyetini kaybetmiş hatlardaki bu kırışıklıklar kalıcı olmaya başlar. (statik çizgiler)

Göz bozukluğu ya da yoğun gün ışığı altında gözlerimizi farkında olmadan kısarken, konuşurken, ağlarken, gülerken, kızarken, şaşırırken, korkarken, yerken, içerken kullandığımız mimik kasları en çok alın, kaşlar arası, göz ve ağız çevresinde yoğunlaşmıştır. Bu nedenle alın, kaşlar arası, göz ve ağız çevresi, en hızlı yaşlanan bölgemizdir. Yüzümüzdeki mimik kasları, üstlerindeki cilde ince lifler ile bağlıdır. Cilt ve kas dokusu arasında, kalınlığı değişen ince bir yağ tabakası bulunur. Yıllar ilerledikçe mimik kasları ile üzerindeki cilt arasındaki yağ tabakası incelir, kırışıklıklar derinleşir ve yenileri eklenir. Ağız ve göz çevresindeki mimik kaslarda sarkma, göz etrafındaki yağ dokuda fıtıklaşma ve elmacık kemiği üzerindeki yumuşak dokuda aşağıya kayma olur. Göz kapakları düştüğünden kişi etrafını rahat görebilmek için kaşlarını kaldırır. Tabiki bu kez de alın bölgesi kırışır. Yaşlanmayla birlikte bu sayılanların hepsi ya da yalnızca bir kısmı problem olarak karşımıza çıkar.

Botoks, Clostridium botulinum adı verilen bir bakterinin salgıladığı toksinden elde edilen doğal, saflaştırılmış, proteinden oluşan tıbbi bir ilaçtır. Clostridium botulinum üremek için kendine uygun bir ortam bulduğunda, dışarıya A, B, C1, C2, D, E, F, G olmak üzere 8 ayrı çeşit toksin salgılar. Bu toksinlerden tip A, halk arasında ”konserve zehirlenmesi” olarak bilinen hastalık tablosunu oluşturur. Kasların sinirler tarafından uyarılmasını geçici bir süre engelleyerek felce sebebiyet verebilen bu toksin, ölüme kadar giden ağır durumlara yol açabilir.

Botoks, protein esaslı tip A toksininin (botulinum toksini), üstün bir teknoloji ile laboratuar ortamında saflaştırılarak elde edilmiş, yüzlerce kez seyreltilmiş ve ilaç olarak üretilmiş formudur. Belirli dozlarda sorunsuz uygulanabilir. Laboratuar ortamında doğal yoldan üretilen botoks, toz halinde kapalı vakumlu steril şişeciklere yerleştirilir ve soğuk zincire özen gösterilerek saklanır ve nakledilir. Botoksun FDA onaylı ve uluslararası onaylı sertifikalara sahip olması, güvenirliği açısından çok önemlidir.

18. yüzyıl sonlarında Almanya’da bayatlamış sosisten birçok kişi zehirlendiği ve hatta öldüğü için, sosisin içinde bulunduğu daha sonra ispatlanmış olan bu toksine, botulinum toksini adı verildi. ‘Botulus’ latincede sosis anlamına gelmektedir.

Şair ve doktor Justinus Kerner ilk kez 1815 yılında, bayat sosislerin neden olduğu ölümcül ”botulismus hastalığı”nı bilimsel olarak tanımladı ve sebebinin, sosis içindeki bir zehrin olabileceğini bildirdi. Dr. Kerner 1820 yılında bu toksinin etkisini, sinir iletimini engelleyerek gösterdiğini fark etti ve 1822 yılında, ”yağ zehiri” veya ”yağ asidi” olarak tanımladığı bu toksinin, sinir sistemi bozukluklarının tedavisinde az dozlarda kullanılmasını önerdi.

1868’de Dr. Rupprecht ve Dr. Müller bu zehirlenmeyi botulizm olarak tanımladılar ve ilk kez ”botox” terimini kullandılar. Botulinum toksinini salgılayan ”Clostridium botulinum” bakterisini, ilk kez 1897 yılında Belçikalı mikrobiyolog Prof. Dr. Emile van Ermengen, üç kişinin ölümüne yol açan bir et zehirlenmesinde izole etti ve bakteriyi ”Bacillus botulinus” olarak isimlendirdi.

  • 1897’de W. Kemper, botulinum toksini tip A ya karşı ilk antiserumu üretti.
  • 1920’li yıllarda botulinum toksini büyük miktarlarda elde edilmeye başlandı.
  • 1946’da Amerika’da Carl Lammanna, botulinum toksini tip A yı izole olarak elde etti.
  • 1949’da Londra’da Burgen, Dickens ve Zatman, botulinum tip A toksini ile oluşan kas felci nedeninin, sinir ucu ile kas arasındaki boşlukta iletiyi sağlayan asetilkolin salgılanmasının engellenmesi olduğunu ispatladılar. Bundan sonra, bu toksinin tedavi amacıyla kullanılması için çalışmalara ağırlık verildi.
  • 1953’de Dr. Vernon B. Brooks, botulinum toksininin felçlilerdeki kas spazmlarını düzeltebileceğini gösterdi.
  • 1960’da San Francisco’da Dr. Alan B. Scott ve Dr. Edward Schantz, bu toksinle ilgili araştırmalarını ilerlettiler ve insanda kullanımını sağlamak için çalışmıştılar.
  • 1970 yılına kadar 8 ayrı çeşit botulinum toksini izole edildi.
  • 1973 ile 1978 yılları arasında, Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA), Dr. Alan B. Scott’a, botulinum tip A toksinini gönüllülerde denemesine izin verdi.
  • 1980’de Dr. Alan B. Scott, botulinum tip A toksininin ilk kez tedavi amacıyla şaşılık düzeltilmesinde kullanımı ile ilgili çalışmasını yayınladı.
  • 1988’de Allergan şirketi, Dr. Alan B. Scott’tan firmasını satın aldı. Kısa bir süre sonra botulinum tip A toksinini ticaret amacıyla üretmek için, FDA’dan izin alan ilk şirket oldu.
  • 1989’da botoks Amerika’da satılmaya başladı.
  • 1989’da Amerika’da FDA tarafından, blefarospazm denilen göz kapağı krampları ve şaşılık tedavisinde botulinum tip A toksininin kullanımına izin verildi.
  • 1992’de Dr. Jean ve Alistair Carruthers çifti, botulinum tip A toksininin ciltte kırışıklıkları düzeltmesi ile ilgili bir çalışma yayınladılar ve bu tarihten itibaren, botulinum tip A toksini kozmetik amaçlı kullanılmaya başlandı.
  • 1993’de Almanya’da ilk kez bu toksinin, blefarospazm, tek taraflı yüz krampları ve lokal distonilerde kullanımına izin verildi.
  • 1995’de yılında botoks ülkemizde satılmaya başladı.
  • 1995’de Almanya’da ilk kez botoksun, tortikollis denilen boyun kasları spazmının tedavisinde kullanımına izin verildi.
  • 2000’de Allergan firması, FDA’dan botoksun torikollis tedavisinde kullanımı için onay aldı.
  • 2002’de, Allergan firması, botoksun, alın, kaş arası ve göz çevresindeki cilt kırışıklıklarının düzeltilmesi amacıyla kullanımı için FDA’dan onay aldı.
  • 2003’de Almanya’da, botoksun aşırı koltukaltı terlemelerinde kullanımına izin verildi.
  • 2004’de Allergan firması, botoksun aşırı terlemeye karşı kullanımı için FDA’dan onay aldı
  • 2005’de botulinum tip A toksininin 70’den fazla ülkede, 20 farklı indikasyonla kullanımına izin verildi.
  • 2006’da Almanya’da, botoksun, kaş arası çizgilerin düzeltilmesinde kullanımına izin verildi.
  • 2010’da İngiltere’de ve 2011’de Almanya’da botulinum tip A toksininin kronik migrende kullanımına izin verildi.
  • 2011’de Almanya’da botulinum tip A toksininin, omurilik yaralanmalarında gelişen mesane inkontinansı ve multipl skleroz tedavisinde kullanımına izin verildi.

Bugün yapılan estetik uygulamalar arasında botoks, tüm dünyada birinci sırada yer almaktadır ve 19 yıldır güvenli ve başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

Toplumda botulinum toksininin bir yılan zehiri olduğu görüşü hakimdir. Botoks, yılan zehiri veya başka bir hayvanın zehiri değildir. Botulinum toksini, ”Clostridium botulinum” bakterisinin salgıladığı toksinden elde edilir. Özellikle nörolojik hastalıkların tedavisinde uzun yıllardır kullanılan bir ilaçtır.

”Clostridium botulinum” bakterisi, bozulmuş konservelerde ürer ve salgıladığı botulinum toksini, ağır zehirlenmelere yol açar. Fakat bu durum sizi korkutmasın, çünkü botoks, bu bakteri toksininin işlenerek ilaç haline sokulmuş formudur. Tıpkı penisilin ve diğer bakteri veya mantarlardan elde edilen benzeri ilaçlar gibi, botulinum toksini de laboratuarda işlenip insanlığa yararlı hale getirilmiş bir ilaçtır. Botoks uzun yıllardır tıpta, estetik cerrahiye uygun dozda ayarlanmış olarak, özel izinli laboratuarlarda imal edilmektedir.

Mimik kaslarının oluşturduğu kırışıklar ile mücadelede bizim en büyük yardımcımız olan botoks, etkisini istenilen bölgede kas içine enjekte edildikten sonra, bu kaslar ve sinir arasındaki etkileşimi önleyerek sağlar.

Normalde, ”asetilkolin” maddesi özel proteinlerle birleşerek, sinir ucu ve kas arasındaki ”myonöral plak” olarak adlandırılan boşluğa salınır. Bu sayede kas ucunda bulunan ”reseptör” denilen algılayıcılar asetilkolini tanır ve elektriksel sinirsel uyarı kasa iletilerek, kas hareket eder.

Botoks, hedeflenen (mimik kasları) kas kitlesindeki myonöral plaklarda bulunan bu özel proteinleri bağlayarak, asetilkolinin boşluğa salınmasını belli bir süre engeller. Böylece sinir-kas iletim sisteminde sinir iletiminin durmasına, verilen emrin yerine getirilememesine, sinirin ulaştığı kasın işlevlerinin azalmasına ya da tamamen kaybolmasına neden olur. Kas, fonksiyonunu kaybedip kasılamayınca, (paraliziye uğrayınca) üzerindeki ciltte oluşan kırışıklıklar azalır veya yok olur ve bu dönem içinde cilt kendisini toparlama fırsatı bulur. Belli bir süre kasın hareketi zayıflatıldığından, üzerindeki deri altı yağ tabakasının incelmesi de bu sürede engellenir ve kırışıklıklar derinleşmez. Düzenli botoks uygulananlarda, yaşıtlarına göre daha az derin kırışıklıkların görülmesinin sebebi budur.

Ortalama 4-6 ay sonra botoks vücuttan güvenle atılır ve myonöral plaktaki asetilkolinin yeniden özel proteinlere bağlanarak, sinirsel uyarının kasa iletilimi sağlanır.

Botoks tedavisi düşünen kişilerin en büyük çekinceleri, işlemin güvenilirliği ve kaslarda kalıcı felç yarattığı yanılgısıdır. Tıp alanında 34 yıldır güvenle kullanılan botoksun, kalıcı felç yaratma ihtimali yoktur. Botoks sadece, uygulama yapılan bölgedeki kasları hareket ettiren sinir uçlarını geçici olarak duyarsızlaştırarak etki eder. Böylece etkilenen kasların ortalama 6 ay süreyle daha az çalışması sağlanarak arzu edilen sonuç elde edilir. Uygulama yapılan bölge dışında kaslara etkisi olmaz.

Botoks, Clostridum botulinum isimli bakteriden laboratuar şartlarında üretilen ve bu bakterinin tip A toksinini içeren protein yapısında bir ilaçtır. Üzerinde en çok bilimsel araştırma yapılan botulinum toksini, 34 yıldır ilaç olarak kullanılmaktadır ve şimdiye kadar hiçbir zararlı etkisi görülmemiştir. Amerikan Besin ve İlaç dairesi FDA dan 1989 yılında onay alan botoks, tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.

Botoksun uygulandığı alanları başlıca şöyle sıralayabiliriz:

  • Yüz kırışıklarının tedavisi
  • Ameliyatsız kaşların kaldırılması
  • Ameliyatsız burun ucunun kaldırılması
  • Ameliyatsız aşırı gelişmiş yanak kasının (masseter hipertrofisi) tedavisi
  • Gülme estetiği (gummy smile düzeltilmesi)
  • Dudak şekillendirme, (Mona Lisa gülümsemesi)
  • Yüz felcindeki asimetrilerinin düzeltilmesi: Yüz simetrisini sağlamak için felçli olmayan tarafa botulinum toksini uygulanır.
  • Yüzdeki tiklerin düzeltilmesi
  • Yüz ovalinin düzeltilmesi: Yanaktaki masseter kası içine botoks uygulaması ile çene köşeleri yuvarlaklaştırılır, kasa bağlı çıkıntı azaltılır.
  • Koltuk altı, el ve ayak aşırı terlemelerinin ameliyatsız tedavisi
  • Çene ağrılarının giderilmesi: İlgili çiğneme kaslarına botoks uygulanarak, çene ekleminde gevşeme ve dolayısıyla ağrının azalması sağlanabilir.
  • Diş gıcırdatmanın giderilmesi: Bu tedavide botoks, çene kaslarına enjekte edilir.
  • Kronik başağrısı ve migren ağrılarının giderilmesi
  • Boyun kırışıklıklarının ve platysma bantlarının tedavisi
  • Blepharospasm (gözkapağındaki istemsiz kasılmalar) tedavisi
  • Şaşılık tedavisi
  • Kuru göz tedavisi
  • Tiklerin tedavisi: Farkında olmadan yapılan mimik hareketlerinin tedavisi amacıyla uygulanır.
  • Saç mezoterapisi
  • Ağır depresyonlu hastaların tedavisi: Ağır depresyonda görülen yüz ifadesi (çatık kaşlar, gergin ifade), botoks uygulaması ile giderilir. Bu yüz ifadesinden kurtulan hastada, psikolojik yönden olumlu gelişmeler görülür.
  • Boyun ve omuz kas ağrılarının (fibromiyozit) tedavisi
  • Vaginismus tedavisi
  • Serebral palside (felç) spastik kasların rahatlatılması
  • Bacak kaslarının inceltilmesi: Gelişmiş bacak kaslarını inceltmek veya kısa bacağa daha ince görünüm vermek amacıyla, diz altında ve bacak arkasında bulunan gastrocnemius kasının içine botoks uygulanır. Her bir bacağa uygulanan doz, genellikle yüze uygulanan dozun 23 katıdır,
  • Ağrılı adet tedavisi
  • Anal fissür (makatta çatlak) tedavisi

Kişiden kişiye değişmekle birlikte, botoks 6-10 aylık aralıklarla, ilacın klinik etkisi geçince uygulanır. İkinci bir uygulama için en az 10 haftalık bir süre geçmelidir. Üretici firmalar bir şişe botoksun (BOTOX için 100 Ünite), 6 kilogram üzerindeki insanlarda herhangi bir sistemik yan etki göstermeden kullanılabileceğini belirtmişlerdir.

Botoksu önerilenden daha sık tatbik etmenin en önemli yan etkisi, vücudun sık uygulanan yabancı protein yapısındaki botoksa karşı antikor oluşturmasıdır. Oluşan antikorlar, botoks proteinini parçalayarak etkisini ortadan kaldırırlar ve bir daha hayat boyu etkili olmasını engellerler.

Botoks her mevsimde uygulanabilecek bir yöntemdir.

Bu konuda eğitim almış, yüz anatomisini iyi bilen ve deneyimli bir uzman tarafından uygulandığında botoksun riski yoktur. Basit bir işlem olan botoks tatbikinde önemli olan, hastayı muayene ederek, gerekli olan dozun miktarının ve uygulanacak yerin doğru saptanmasıdır.

  • Botoksun sistemik bir yan etkisi yoktur. Çok düşük miktarlarda uygulandığı için, tedavisi güvenlidir. Bazen ilk gün 2-4 saat süren hafif bir baş ağrısı olabilir.
  • Botoks tedavisinin lokal yan etkileri ise yok denecek kadar az ve geçicidir. En sık görülen lokal yan etkiler, uygulama yerindeki kısa süreli yanma hissi, şişlik ve kızarıklıktır. Bunlar da kısa sürede ortadan kaybolurlar.
  • Bazen de, özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde, birkaç gün süren geçici morluklar oluşabilir.
    Zaman zaman kaşlarda hafif asimetri görülse de, bu durum tekrar dozuyla kolayca düzeltilir.
  • Uygulamaların %1-2 sinde botoksun istenmeyen yerlere yayılması sonucu, üst göz kapaklarında düşme görülebilir. Ortalama 2 haftada kendiliğinden düzelen bu durumu kısa sürede düzeltmek için, göz damlası ile tedavi gerekebilir.
  • İleri botoks uygulamalarında da, botoksun istenmeyen yerlere yayılması sonucu arzu edilmeyen sonuçlar oluşabilir. Örneğin, alt göz kapağı uygulamalarında, gözaltı torbası daha belirginleşebilir. Dudak çevresi uygulamalarda, dudak hareketleri geçici olarak bozulabilir. Burun kenarı uygulamalarında, gözyaşı kanalındaki geçici fonksiyon kaybına bağlı, göz yaşarması oluşabilir. Boyun bantlarının giderilmesinde, yutkunma kaslarının etkilenmesi sonucu geçici yutkunma güçlüğü meydana gelebilir. Bu nedenlerle, ileri botoks uygulaması isteyen kişilerin, arzu edilmeyen sonuçların oluşabileceğini bilmeleri gereklidir.
  • Gebelik ve emzirme dönemindeki kadına botoks uygulanmaz.
  • Myastenia gravis, ALS, Eaton-Lambert Sendromu gibi nöromüsküler (sinir-kas) hastalıkları olan kişilere botoks uygulanmaz.
  • Psikolojik açıdan stabil olmayan, aşırı beklentisi olan hastalara (Dismorfik bozukluklar, Borderline tip Narsist kişiler) botoksa uygulanmaz.
  • Kan pıhtılaşması problemi olan kişiye, ancak bir hematoloji uzmanının değerlendirmesi sonrası botoks uygulanabilir, çünkü bu kişi kanamaya eğilimlidir.
  • Aminoglikozid grubu antibiyotikler; tübokürarin grubu kas gevşeticiler; penisilamin, kinin, kalsiyum kanal blokerleri, Mg, siklosporin ve antienflamatuar gibi ilaç kullananlarda botoks uygulanmaz, çünkü, bu ilaçlar botoks ile etkileşime girerek etkisini güçlendirebilirler.
  • Alkol, aspirin, ağrı kesiciler, sarımsak, gingko, ginseng, C ve E vitamini ve kan pıhtılaşmasını azaltan diğer ilaçları kullananlarda botoks, morluk oluşmaması için ilacın kesilmesinden 10 gün sonra uygulanır.
  • Uygulama yapılacak bölgede ekzema veya herhangi bir deri hastalığı veya aktif bir iltihap mevcutsa botoks tedavisi ertelenir.
  • Alın bölgesi veya göz kapaklarından ameliyat olanlara botoks dikkatlice uygulanmalıdır. Bu kişilerin, botoks uygulama sonrası yarım saat sırt üstü, alınları geride dinlenmeleri gerekir.
  • Yüzünde fazla kırışıklığı olmayan, kaşları düşük olmayan hastalara botoks uygulanmaz, çünkü bu tip kişilerde zaten botoksun fazla bir etkisi görülmez.
  • Yüzünde derin kırışıklıkları olan kişilere botoks uygulanmaz. Yüzünde derin cilt kırışıklığı ve sarkması olan kişiler botokstan fayda görmezler. Bu durumda yüz germe ameliyatı uygulanmalıdır.

Botoks, aslında içinde tip-A botulinum toksini olan bir ürünün markasıdır. Botox dışında, Dysport, Botoxina, Estetox, Prosigne, Refinex, Purtox gibi birçok muadil ürün mevcuttur. Kullanıma çıkan ilk ve başarılı ürün botox olduğundan, her botulinum toksin uygulamasından botox uygulaması olarak bahsedilmesi alışkanlık haline gelmiştir. Türkiye’de botulinum toksini içeren iki marka bulunmaktadır: Botox (üretici firma Allergan –Amerika-) ve Dysport (üretici firma Ipsen –Fransa-). Bunların dışında, Çin malı olan BotoxinA gibi, illegal yollarla getirilen ürünlerin piyasada satıldığını duyuyoruz.

2 marka arasında dozaj farkı vardır. Dysport’un 1 şişesinde 500 dysport ünitesi toksin bulunurken, Botox’un 1 şişesinde 100 botox ünitesi toksin bulunur. 1 botox ünitesi Botox’un yaptığı etkiyi sağlamak için, yaklaşık 3 dysport ünitesi Dysport kullanılmalıdır.

Tip-A dışında, tip-B botulinum toksini içeren ürünler de mevcuttur. Bunların başlıcaları Myoblock ve Neurobloc’tur. Bunlar daha çok nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılırlar; etki mekanizması ve uygulama dozları botox ve dysporttan farklıdır.

Bir şişe Dysport, 500 dysport ünitesi botulinum toksini içerir. Bu şişeye 2 cc. serum fizyolojik konulduğunda, 1 cc. de 250 dysport ünitesi toksin bulunur. Bu 2 cc, PPD enjektörüne çekildiğinde; 0,1cc. de 25 dysport ünitesi toksin olan bir preparat hazırlanmış olur.

Bir şişe Botox, 100 botox ünitesi botulinum toksini içerir. Bu şişeye 2 cc. serum fizyolojik konulduğunda, 1 cc. de 50 botox ünitesi toksin bulunur. Bu 2 cc, PPD enjektörüne çekildiğinde; 0,1cc. de 5 botox ünitesi toksin olan bir preparat hazırlanmış olur.

Yaklaşık olarak etkinlik açısından 3 dysport ünitesi Dysport, 1 botox ünitesi Botox’a eşdeğerdir.

Botulinum toksini, flakon denilen küçük şişeler içinde, liyofilize toz olarak bulunur. Botoks flakonu bu şekliyle derin dondurucuda -5ºC’de, buzdolabında ise 2-8ºC’de 2 yıl boyunca bozulmadan saklanabilir.

Botoks kullanılmadan hemen önce, 1-4 cc. steril serum fizyolojik ile sulandırılarak kullanıma hazır hale getirilir. Kullanıma hazır halde, buzdolabında 2-8ºC’de 4-6 saat bozulmadan saklanabilir. Bu süre sonunda, botoksun etkisi kaybolacağı için kullanılmaması gerekir. Ancak serum fizyolojik ile hazır hale getirilmiş botoksun, 2-8ºC’de etkisini 6 haftaya kadar koruduğunu gösteren yayınlar mevcuttur.

Botoks, uygulanacak bölgeye göre 5-10 dakikada tamamlanan bir işlemdir. Kişi tedavi sonrası günlük yaşantısına dönebilir.

En çok 5-10 dakika süren ve ince bir iğne ile enjeksiyon şeklinde tatbik edilen botoks uygulaması çok hafif bir ağrıya neden olabilir. İlacın etkisinden kaynaklanan ve kişiden kişiye değişen bu yanma hissini önlemek için, ilgili bölge işlem öncesi lokal anestezi etkili bir kremle uyuşturulur veya soğuk uygulamasına tabii tutulur.

Botoks, muayenehane şartlarında, 5-10 dakikalık bir sürede uygulanır. İşlemi yapacak olan plastik cerrahi veya dermatoloji uzmanının, yüz anatomisini, enjeksiyonu yapma tekniğini ve verilecek dozu iyi bilmesi çok önemlidir. Öncelikle kişinin muayenesi ile uygulanacak noktalara ve gerekli olan doza karar verilir. Doz hesaplanırken, kırışıklıkların derinliği ve hastanın cinsiyeti göz önüne alınır. Genellikle erkek hastaya daha fazla miktarda botoks uygulanır. BOTOX ve DYSPORT preparatlarının doz hesaplamaları da farklıdır.

Uygulaması öncesi, yüzdeki ilgili alanlar makyajdan, cilt yağından temizlenir ve lokal anestezik etkili bir kremle (EMLA krem) veya soğutularak uyuşturulur. Botoks deri altındaki kaslara uygulandığından bu kremlerin etkisi fazla değildir, neticede botoks enjeksiyonu da çok ağrılı bir işlem değildir.

Küçük bir şişede liyofilize toz halinde bulunan botoksa bakılırsa, şişenin iç kısmında ve dibinde cama sürülmüş beyaz bir toz şeklinde olduğu görülür. Botoks, şişeyi sallamadan hafifçe karıştırarak ve köpük oluşturmadan usulünce serum fizyolojikle sulandırılarak hazırlanır, aksi halde çok narin olan toksin inaktive olur.

Yarı oturur pozisyona getirilen hastanın yüzündeki uygulanacak alanlar antiseptik bir solüsyon ile temizlenir. Hastaya mimik hareketleri yaptırılarak işlem yapılacak noktalar işaretlendikten sonra, çok ince uçlu iğnelerle bu noktalardan kaslar içine, kişinin ihtiyacına göre belirlenmiş dozlarda ilaç verilir. Botoksun çekildiği enjektörü ısıdan korumak, iğne ucunun keskinliğini azaltmamak için sıkça değiştirmek önemlidir.

Uygulama sırasında iğnenin girdiği noktalarda hafif kanamalar olabilir. Bu noktalar üzerine, streril bir gazlı bezle 1-2 dakika bastırmak, oluşan hafif kanamaları durduracaktır. Botoks uygulaması sonrası bölgeye buzla soğuk uygulaması, olası şişlik veya rahatsızlıkları azaltır. Uygulama sonra ilgili alanda herhangi bir önemli değişiklik olmaz. Bazen uygulanan alanlarda oluşabilen geçici morluk ve kızarıklıklar, küçük bombe noktalar ise birkaç saat içinde kaybolur. Nadiren geçici baş ağrısı görülebilir. Kişi tedaviden kısa bir süre sonra işine dönebilir.

Botoksun uygulandığı mimik kasları 2-3 saat boyunca aşırı hareket ettirilmelidir; örneğin kaşlar yukarı kaldırılmalı, gözler kısılarak bakılmalı veya kızar gibi yapılmalıdır. Bu hareketler botoksun kaslarda etki oluşturmasını kolaylaştırır.

Tedavi sonrası 4-5 saat dik bir pozisyonda olmalı ve kesinlikle öne doğru eğilmemelidir. İlacın istenmeyen yerlere, özellikle göz kapaklarına dağılmaması için bu kurala çok dikkat edilmelidir. Üst göz kapağını kaldıran kaslar etkilenirse, geçici olarak göz kapağı düşüklüğü meydana gelebilir. Kişi gece düz olarak uzanmamalı, büyükçe bir yastık kullanarak hafif oturur durumda yatmalıdır.

Uygulama yapılmış bölge 24 saat boyunca, özellikle makyaj temizlenirken fazla ovuşturulmamalı, buraya masaj yapılmamalıdır. İlacın zerk edilen yerde kalması açısından bu çok önemlidir. 24 saat boyunca sauna, solaryum ve sıcak duştan kaçınılmalıdır. Yüzün yıkanmasında ve normal sıcaklıkta duş yapmakta sakınca yoktur.

Günlük aktivitelerde ve iş hayatında herhangi bir kısıtlama yoktur, ancak ilk 48 saatte step, aerobik gibi egzersiz programlarına ara verilmelidir. Uygulama sonrası 2 gün alkol, aspirin ve kan sulandıran benzeri ilaçlar alınmamalıdır.

Botoks tedavisinin etkisi uygulandığı alanlarda 3. günden sonra başlar, 10. günde belirginleşir, 3. haftada tam olarak oturur. Bu dönemde yapılacak kontrolde, gerekirse birkaç noktaya ek uygulama ile rötuş yapılarak istenilen sonuç elde edilir.

Yeniden tam doz botoks uygulaması için en az 10 haftalık sürenin geçmesi gerekmektedir. 10 haftadan daha kısa sürede botoks uygulaması, vücudun reaksiyon vermesine ve toksine karşı antikor üretmesine yol açar. Bu durumda bir sonraki uygulamanın etkinliğini azalır, çünkü oluşan antikorlar ve savunma hücreleri enjekte edilen toksini parçalarlar.

İlk kez yüze uygulamada botoksun etkisi, kişinin metabolizmasına bağlı olmakla birlikte genellikle 4. aydan itibaren azalır ve 6. ayda sona erer. Geçen bu süre, kasların aktivitesi ile değişebilmektedir. Örneğin hareketi nispeten az olan kazayağı çizgilerinde toksinin etkisi daha uzun, daha hareketli ağız çevresinde ise daha kısadır. Bu 6 ay içinde botoksun etkisizleştirdiği mimik kasları tekrar eski güçlerine kavuşur ve mimiklere bağlı çizgiler eskisi gibi tekrar oluşur, hiçbir şekilde daha kötü bir durum oluşmaz.

Geçen sürenin sonunda uygulamanın tekrarlanması gerekir. Tekrarlanan uygulamalar ile botoksun etkileme süresi daha da uzar, çünkü tekrarlanan tedaviler ile mimik kasları aşırı hareket etmeme konusunda adeta tembihlenirler. Yılda 2 kez düzenli botoks yaptıranın, 5-6 yıl sonra yılda 1 kez yaptırması yeterlidir.

Botoks tedavisinin ortalama 4-6 ay olan etki süresini belirleyen 4 ana faktör vardır. Bunlar; botoksun uygulandığı alan, enjekte edilen miktar, ilacın korunma şartları ve kişisel özelliklerdir.

  • Botoksun uygulandığı alan: Yüzdeki kas gruplarının yoğunlukları ve kuvvetleri farklıdır. Kuvvetli ve yoğun kasların bulunduğu bölgelerde mimik çizgileri daha belirgindir ve bu bölgelere daha fazla miktarda botoks uygulanır. Buna örnek olarak kaşlar arası bölgeyi söyleyebiliriz.
  • Enjekte edilen botoksun miktarı: Uygulama yapılacak her alan için, botoks miktarının belli bir alt ve üst sınırı vardır. Üst sınır aşılırsa istenmeyen fonksiyon bozuklukları, alt sınır altında kalınır ise de etkisiz bir sonuç ortaya çıkar. Kullanılan botoksun miktarına bağlı farklı yüz ifadeleri oluşur. Bu nedenle gereken miktar uygulanarak doğal görünüm elde edilmelidir.
  • İlacın korunma şartları: Botulinum toksini kuru toz halinde üretilir ve flakon denilen küçük cam şişede saklanır. İlaç bu şekilde soğuk zincir bozulmadan derin dondurucuda -5ºC’de, buzdolabında ise 2-8ºC’de 2 yıl boyunca saklanabilir. Botoks uygulamanın hemen öncesinde serum fizyolojik ile seyreltilerek, kullanıma hazır hale getirilir. Bu şekildeki şartlarda korunmamış ilacın etki süresi oldukça kısadır.
  • Kişisel özellikler: Her yabancı maddeye olduğu gibi botoksa karşı da vücutta antikorlar meydana gelir. Oluşan antikorlar zaman içinde botoksun vücuttan atılmasını sağlarlar. Botoksun etkinliği bu nedenle belli bir süre sonunda azalır. Kişisel olarak antikor oluşumu daha aktif olanda botoksun etkinliği daha kısadır. Yine, kuvvetli yüz kaslarına sahip olan erkeklerde ve mimik kaslarını fazla kullanan kişilerde botoksun etki süresi azdır.

Tekrarlanan uygulamalar ile botoksun etki süresi uzatılabilir. Bu şekilde mimik kasları aşırı hareket etmeme konusunda adeta tembihlenirler. Yılda 2 kez düzenli botoks yaptırılırsa, 5-6 yıl sonra yılda 1 kez yaptırılması yeterlidir.

Yüze uygulanan botoksun etkisi yaklaşık 6 ay sonra geçer. Bu 6 ay sonunda botoksun etkisizleştirdiği mimik kasları tekrar eski güçlerine kavuşur. Sonuçta mimiklere bağlı çizgiler eskisi gibi tekrar oluşur, ancak hiçbir şekilde daha kötü bir durum oluşmaz.

Etkisi görülmeyen botoks tedavisinin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Botulinum toksini kuru toz halinde üretilir ve flakon denilen küçük cam şişede saklanır. İlaç bu şekilde soğuk zincir bozulmadan derin dondurucuda -5 derecede, buzdolabında ise 2-8 derecede 6 ay saklanabilir. Botoks aynı aşılar gibi soğuk zincirle taşınması gereken bir ilaçtır. Eğer taşınma sırasında bu soğuk zincir bozulursa botoksun etkisi azalır.
  • Botoks uygulama öncesinde buzdolabından alınarak seyreltilir ve kullanıma hazır hale getirilir. Hastaya uygulandıktan sonra, arta kalan botoks buzdolabına hemen geri konmazsa, etkisi hızla azalır.
  • Botoks serum fizyolojikle belli oranda sulandırılarak uygulamaya hazır hale getirilir. Bu oranda bir hata yapılırsa hazırlanan botoksun etkinliği az olur. Yine serum fizyolojik ile hazırlanırken fazla çalkalanırsa, botoksun yapısı bozulduğu için etkisi azalır.
  • Botoks fazla kişiye uygulamak için gereğinden fazla sulandırılırsa veya az dozda tatbik edilirse, yine etkisi az olur. Kişiye, etkisi az olduğu için kısa zamanda yeni uygulama yapılırsa, bu kez de vücutta botoksa karşı antikorlar gelişir. Antikor gelişmesi durumunda artık botoks tedavisinin o kişide etki oluşmaz.

Evet. Bazen kişi kendisine uygulanan botokslar arasında farklılıklar yaşar. Bunun nedenleri, botoksun hazırlandıktan sonra hemen kullanılmaması, bozdolabında uzun süre bekletilmesi veya hazırlanırken aşırı sulandırılmış olmasıdır.

Kozmetik amaçlı olarak botoks, 25 ile 65 yaş arasındaki erişkinlere uygulanabilir. Dinamik çizgilerin başladığı erken yaşlarda botoks uygulaması, bu çizgilerin derinleşmesini engeller ve tek başına yeterli bir çözümdür. Alın çizgileri çok belirginse, kaş çatma alışkanlığı varsa, kaşlar düşükse, gülerken göz çevresi aşırı kırışıyorsa botoks tedavisine erken yaşlarda başlanabilir.

Gözaltı torbaları mevcutsa veya elmacık kemikleri aşırı çıkıksa, doğal bir görüntü için göz çevresine az miktarda uygulanır. Yaş ilerledikçe çizgilerin derinliği artar. Sadece mimik esnasında değil, dinlenirken de belirgin olan statik kırışıklıklar oluşur. Bu durumdaki kırışıklıkların tedavisinde botoksun etkinliği yeterli olmayabilir, beraberinde dolgu malzemelerinin uygulanması veya cilt yenileme yapılması gerekebilir.

Bilinmelidir ki botoks; lazer ve peeling ile cilt yenileme yöntemlerinin veya yüz germe ameliyatının bir alternatifi değildir. Yüz gençleştirmede yararlanılan ve farklı durumlarda uygulanan birçok yöntemden sadece birisidir. Yüz anatomisini çok iyi bilen tecrübeli bir plastik cerrahın veya dermatologun yeterli dozda ve gereken anatomik bölgelerde uyguladığı botoks, kişinin yüz ifadesinde değişiklik oluşturmadan, dinlenmiş ve genç bir görünüm sağlar.

Botoks estetik amaçlı olarak en sık, yüzdeki mimik kaslarının hareketleri nedeniyle ortaya çıkan dinamik çizgileri azaltmak amacıyla kullanılır. Yüzdeki dinamik çizgiler en sık ağız çevresinde, çenede, göz kenarlarında, kaşlar arasında, alt göz kapağında, burun sırtında ve alında oluşur. Bu kırışıklıklar uzun süredir mevcutsa, üstelik cilt de kuru ise, çok daha derinleşir ve zamanla kalıcı çizgiler halini alabilir. Alın bölgesindeki yatay çizgiler, kaşlar arasındaki kızgın bakış görünümüne yol açan dikey çizgiler, her iki göz çevresindeki kaz ayağı çizgileri, alt göz kapağındaki çizgiler, burun sırtındaki yatay çizgiler (tavşan -bunny- çizgileri), üst dudaktaki sigara çizgileri, gülme çizgileri, çenedeki çizgiler, boyun ve dekolte bölgesindeki çizgiler, derinliğine göre botoks ile azalır veya tamamen yok olur.

Ayrıca dudak köşelerinin kaldırılmasında (Mona Lisa gülümsemesi), gülümseme ile diş etlerinin aşırı görünmesinin (gummy smile) azaltılmasında, boyundaki platysma bantlarının rahatlatılmasında, botoks tedavisi uygulanır.
Boyunda, özellikle gırtlak bölgesinin iki yanında, Platysma kasının kenarlarının belirginleşmesiyle dikey bantlar oluşur. Oluşan bu dikey bantlar ve boyun kırışıklıkları botoksla giderilebilir, çene hattı belirginleştirilebilir.

Üst yüz bölgesinde botoks uygulaması sonrası doğal bir sonuç elde edilmek isteniyorsa, hiçbir zaman tek bir bölgeye müdahale edilmemelidir. Alındaki yatay çizgilere, kaşlar arası çizgilere ve kaz ayaklarını oluşturan göz kenarlarına aynı anda işlem yapılmalıdır, aksi takdirde kaşların pozisyonu ve dolayısıyla kişinin ifadesi olumsuz yönde değişir.

Üst yüzde sadece bir bölgeye yapılan botoks uygulamasının sonuçlarını özetlersek:

  • Botoks, kaşlar arası çizgileri gidermek için sadece kaş arasına uygulanırsa, kaşların iç kenarları yükselir ve ”şaşırmış” bir ifade ortaya çıkar.
  • Sadece alındaki yatay çizgilere botoks uygulanırsa, kaşlar yukarı kaldırılamayacağı için ”sinirli, üzgün” bir ifade oluşur.
  • Botoks yalnızca kaz ayaklarındaki çizgilere uygulanırsa, kaşların orta kısmı yukarıya kalkar.
  • Sadece kaşların kaldırılması amacıyla botoks uygulanırsa ”şeytanca bakış” ifadesi veren kaş biçimi oluşur.

Alın kenarında kaşların üst kısımlarına botoks uygulanmamalıdır, aksi takdirde kaşların dış kenarları aşağı doğru iner.
Dudaklara yakın yapılan botoks, dudağı hareket ettiren kasları felç ederek, dudak asimetrilerine ve konuşmanın bozulmasına neden olabilir.

Boyun ortasında gırtlak üzerine uygulanan botoks, gırtlak kaslarının çalışmasını engelleyebilir.

Yüzün üst kısımlarındaki dinamik çizgiler botoks ile giderilirken, istenirse kaşlar da kaldırılabilir. Ancak kaşlar, yüz ifadesini bozmadan botoksla belli oranda kaldırılabilir. Kaşlar belirgin olarak ancak cerrahi yöntemlerle şekillendirilebilir.

Kaşlar arasındaki ve burun kökündeki kaslar, kaşın iç kısmını aşağı çekerken; göz kenarlarındaki kaslar, kaşların orta ve dış kısmını aşağıya çeker. Alın kası ise kaşları yukarı çekerler. Botoks, kaşları yukarı ve aşağı çeken, kaslar arasındaki dengeyi değiştirerek etki eder. Bu nedenle doğal görünümlü bir kaş kaldırma oluşturabilmek için; botoksu, alın, göz kenarları ve iki kaş arası olmak üzere tüm bölgelere uygulamalıyız. Böylece kaşların orta kısmının indirilmesi, dış kısmının kaldırılması, bu bölgelere enjekte edilen botoksla mümkündür.

Kaşların dış kısmının ne kadar kaldırılacağını veya orta kısmının ne kadar indirileceğini, buraya uygulanan botoksun yerlerini ve miktarını değiştirerek belirleyebiliriz.

Botoks uygulamasındaki amaç, aşırı mimik kası hareketlerini azaltarak, ciltte oluşan çizgileri azaltmak veya yok etmektir. Usulünce tatbik edilmiş botoks sonrası mimik kaslarındaki meydana gelen gevşeme, kişinin mimiklerini kullanmasını tamamen engellemez. Alında ve üst yüz bölgesinde kırışıklıklara neden olan mimik hareketleri, bu bölgelere uygulanan botoks sonrası etkilenecektir. Ancak yüzün diğer mimik kasları bu uygulamadan etkilenmez.

Botoks, üst dudak üzerindeki ince ve dikine çizgilerin (sigara çizgileri) azaltılmasında uygulanabilir. Gerekirse bu çizgilerin giderilmesinde, dolgu ve laser uygulamaları ilave edilir. Bunun yanında, alt dudağın kenarlarından aşağıya uzanan ve yüze üzgün bir ifade veren çizgilerin (Marionette çizgileri) tedavisinde, dudak kenarlarını aşağıya çeken kaslara botoks uygulanabilir.
Ancak botoks, dudak ve yanak bölgelerini şekillendirmek amacıyla uygulanan bir yöntem değildir; çünkü bir dolgu maddesi değildir.

Kalıcı veya geçici yüz felci geçirende en önemli sorun, sağlam taraftaki mimik kaslarının çalışmasına bağlı gelişen yüz asimetrisidir. Bu yüz asimetrisi, mimikler kullanıldığında daha belirgin hale gelir. Asimetrinin ameliyatsız giderilmesi amacıyla, sağlam yüz yarısındaki mimik kaslarına botoks uygulanır.

Evet, botoks ile burun ucu kaldırılabilir. Burun ortasındaki septum kıkırdağı ve burun ucunu üst dudağa bağlayan mimik kasları nedeniyle, burnun uç kısmı aşağıya doğru çekilebilir. Özellikle gülme esnasında bu çekilme daha da fazla olur ve kişiyi çok rahatsız eder. Bazen de, burun kanatları ve dudakların yan kenarlarına bağlı olan ‘levator labi superioris alaque nasi’ kaslarının, her iki yanda burnun uç yan kısımlarını aşırı yukarıya çekmesine bağlı olarak, burun uç orta kısmı daha sarkık görünür. Her iki durumda da, bahsedilen kaslara uygulanan botoksla, burun ucu 1-2 mm. kaldırılabilir. Enjeksiyon bölgelerine uygulanan uyuşturucu etkili krem sonrası, işlem 15 dakikada tamamlanır. Usulünce uygulandığında şişlik ve morluk görülmeyen bu işlemin etkisi 3. günde başlar ve yaklaşık 4-6 ay sürer.

Hayır, botoks yüzü şişiren bir yöntem değildir. Bir dolgu maddesi olmayan botoks, uygulanan bölgelerde şişlik meydana getirmez. Mimik kaslarının motor sinirlerini etkileyerek, yüzdeki istenmeyen kırışıklıkları giderir. Duyu sinirlerine herhangi bir etkisi olmadığı için, yüzde hissizlik kaybına neden olmaz.

Botoks, yüzde ve boyunda kırışıklığa neden olan mimik kaslarının etkilerini azaltmak amacıyla kullanılır. Sinirli ifadeye neden olan kaşların çatılmasına engel olur; yorgun ve yaşlı yüz görünümünü veren alındaki ve göz etrafındaki kırışıklıkları azaltır. Ancak botoks uygun olmayan yerlere uygun olmayan dozlarda yapılırsa, örneğin kaşların pozisyonunu düşürür. Bu durum, alındaki yatay çizgiler ortadan kalkmış olsa bile, kişiye üzgün ve sinirli bir görünüm verir. Benzer şekilde botoks uygun olmayan dozlarda kullanılırsa, yüze şaşkın bir ifade verebilir. Yine, mimik kaslarının hiç çalışmayacağı dozda uygulama yapılırsa, kişide maske gibi ifadesiz bir yüz oluşur. Tüm bunları engellemek için, botoks uygun anatomik bölgelere, uygun derinlikte ve kişiye uygun dozlarda tatbik edilmelidir.

Yüz anatomisini çok iyi bilen, tecrübeli bir uzman doktor tarafından uygulanmış, başarılı bir botoks tedavisi sonrası, kişinin kırışıklıkları giderilmiştir; ancak mimiklerini hala kullanabilmektedir. Böyle bir uygulama sonrası kişi, botoks yaptırdığını kimsenin anlamadığını söylerken, aydınlık, dinlenmiş ve genç bir görünüm almış yüzünün mutluluğunu yaşar. Gerçekten de gerekli anatomik bölgelere, gereken derinlikte ve dozlarda botoks uygulaması sonrası, kişiyi rahatsız eden bir yüz ifadesi oluşmaz; son derece doğal, sadece kusurların giderildiği bir görünüm oluşur.

Hayır, botoks uygulatan kişi kırışıklıkları gittiği için, 5-6 yıl önceki kendi haline benzer; başkasına benzemez.

Hayır, botoks uygulaması yeni kırışıklıklara yol açmaz. Kişi botoks tedavisi sonrası, kırışıklıklarına önceden olmadığı kadar çok odaklandığı için öyle zannederler.

Hayır, botoks tedavisi devam edildiği sürece kırışıklıkların ilerlemesini engeller; dolayısıyla yaşlanmanın ciltteki etkilerini geciktirir. Botoksun etkisi geçtiğinde yeniden uygulanmazsa; kırışıklıklar tedavi öncesi duruma ağır ağır geri döner, cilt doğal yaşlanmasına devam eder.

Evet, botoksla birlikte dolgu maddelerinin uygulanması, ikisinin de etkisini arttırır. Örneğin kaş arası derin çizgileri gidermek için, önce botoks uygulanarak ilgili kaslar gevşetilir. Daha sonra bu çizgiler altına dolgu maddeleri uygulanarak arzu edilen sonuca ulaşılır.

Bu durum, uygulanan cilt yenileme tekniklerine göre değişir. Dolgu uygulamaları botoksla birlikte aynı gün veya yakın zamanda uygulanabilir. Sadece gözaltı dolgusu, botoksla aynı gün yapılmamalıdır. PRP, mezolift, lazer, radyofrekans gibi cilt yenileme yöntemleri botoks süresini kısaltır. Bu nedenle botoks, cilt yenileme yöntemlerinden 2-3 hafta sonra uygulanmalıdır.

Bilindiği gibi tıbbi bir ürün olan botoksun, bir estetisyen tarafından uygulanması kesinlikle yasaktır. Bu nedenle piyasaya, botoks etkisini gösterdiği iddia edilen ve içeriğinde argireline (bir asetilheksapeptid) maddesi bulunan bazı kremler kullanıma sunulmuştur. Bu kremler mimik kaslarının çalışmasını bir miktar azaltabilir, ancak botoks kadar etkili olamaz. Genellikle plastik cerrahlar tarafından, botoks tedavisinin etkinliğini korumak amacıyla kullanılır.

Botoksun kullanım alanlarından birisi de migren tedavisidir. Toplumda sıklıkla görülen, hastaya büyük sıkıntı çektiren, günlük yaşamından koparan ve ciddi iş gücü kaybına sebep olan migren, öncelikle nörologlar tarafından teşhis edilir ve organik sebeplerinin ayırıcı tanısı yapılır. Daha sonra ilaç tedavisine başlanır. Kronik migren tedavisi uzun süreli kanıta dayalı yaklaşımlar gerektirmektedir. İlaç tedavisinden yarar görmeyen ya da sürekli ilaç kullanmak istemeyen hastalar, tedavi seçenekleri arasında botoksu düşünebilirler.

Aslında klasik migren tedavisi yöntemleri arasında botoks tedavisi yoktur. Ancak özellikle gerilim tipi baş ağrısına sahip olan migren hastalarında botoks uygulamaları, oldukça rahatlatıcı bir etkiye sahiptir. Botoks tedavisi ile migren sıklığı azalır ve bu durum hasta için önemli faydalar sağlar. FDA tarafından da botoksun migren tedavisindeki başarısı onaylanmıştır. Botoks tedavisi, hastanın cerrahi tedaviye uygunluğunu değerlendirmek için yapıldığı gibi, tedavi amaçlı olarak da kullanılabilir.

Botoksla migren tedavisi için en önemli adım, tetik noktalarının doğru tespit edilmesidir. Migren ataklarının başlangıç yerleri hakkında hastadan alınan bilgiye dayanarak, şakaklarda ve alın bölgesindeki tetik noktaları belirlenir. Belirlenen bu tetik noktalarına botoks enjeksiyonu yapılır. Doğru noktalara uygun dozun yapılması, tedavinin başarısı için son derece önemlidir. Botoksla migren tedavisi etkisi 3. günde başlar 15. günde tam olarak oturur.

Tedavi sonrası günlük yaşantıyı olumsuz etkileyecek herhangi bir kısıtlama yoktur. Tedavinin 6 aylık aralıklarla tekrarlanması gerekir.

Evet. Hiperhidrozis olarak adlandırılan aşırı terlemede botoks, kişiyi rahatlatan bir çözümdür. Botoks, ter bezlerinin aşırı çalışmasına neden olan sinir uyarısını azaltarak etkisini gösterir. Böylece normalden daha fazla çalışan ter bezlerinin faaliyeti, botoks sayesinde engellenmiş olur.

Terleme vücudun ısı kaybetme yollarından biridir. Şişmanlık, menopoz, tiroit bezinin aşırı çalışması, şeker hastalığı gibi çeşitli sağlık problemleri ve genetik faktörler, aşırı stres, egzersiz, sıcak veya soğuk hava, uyarıcı ilaçlar, kafeinli içecekler, baharatlı gıdalar gibi etkenler terlemeyi arttırırlar. Ancak bazı kişilerde lokal veya genel olarak aşırı terleme mevcuttur. Hiperhidrozis olarak adlandırılan bu durumda kişinin yüzü, ellleri, ayakları, göğüs ve koltuk altları sürekli nemlidir. Kişinin sosyal konumu ve günlük faaliyetini olumsuz etkileyen hiperhidrozis, aynı zamanda özgüvenin kaybedilmesine de yol açar.

Botoks hiperhidrozis tedavisinde en etkili yöntemdir ve uygulaması oldukça pratiktir. Uygulama öncesi enjeksiyon bölgesine, lokal anestezik etkili krem sürülür. Yaklaşık bir saat sonra aşırı terleyen alana (alın, koltuk altı, avuç içi veya ayak tabanı), ince uçlu insülin enjektörü ile botoks cilt altına minik enjeksiyonlar şeklinde uygulanır. Alanın büyüklüğüne göre aynı seansta, 100 ünite Botox ya da 200-500 ünite Dysport uygulanabilir. Botoks, ter bezleri ile sinir uçları arasındaki iletimi engelleyerek ter bezlerinin çalışmasını azaltır. Aynı zamanda, cildin altında bulunan ve terin ciltten dışarı çıkmasını sağlayan ter bezi kaslarını felç ederek de etkisini gösterir.

Etkisi 3-6. günde başlar, 3. haftada maksimuma ulaşır ve 8-10 ay devam eder. Botoks ile koltuk altı terlemesi yüzde 80-90 oranında azalır. Avuç içi ve ayak terlemesinde etki süresi biraz daha kısadır, yılda 2 kez uygulanması gerekebilir.
Botoks sadece uygulanan alanlarda terlemeyi azaltır, vücudun tümünde terlemeyi azaltmaz.

Mezoterapi, derinin dermis denilen orta tabakası (mezoderm) içine etken maddenin verilmesi yoluyla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Mezobotoks ise, botoksun cilde düşük dozlarda mezoterapi yöntemi ile uygulanması yöntemidir.

Mezobotoks (mesotox); yüz, boyun, dekolte ve ellerdeki yaygın ince kırışıklıkların giderilmesi, cildin yağ salgısının düzenlenmesi ve derinin yüzeysel katmanlarını gençleştirmek amacıyla uygulanır. Özellikle yağlı ve akneli ciltte, derinin sebum salgısını azaltmak amacıyla başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

Uygulanacak alana, lokal anestezik etkili bir krem sürülür. Daha sonra düşük dozda hazırlanmış botoks napaj yöntemi ile yüzeyel mikroenjeksiyonların uygulanması veya roller ile kanalların açılması ile cilde tatbik edilir. Uygulama sonrası ciltte, 1-2 saatte geçen noktasal kızarıklıklar oluşabilir. Uygulama 4-6 ay sonra tekrarlanabilir.

Bu tedavi yönteminde, botoksun kan damarlarını genişletici etkisinden yararlanılmaktadır. Kişinin saçlı derisinin tümüne, kozmetik amaca göre daha çok sulandırılmış botoks yaygın olarak enjekte edilir. Botoksun, saçlı deride bulunan kan damarlarındaki genişletme etkisine bağlı olarak, saçların kanla beslenmesi artar. Botoksun etkisini gösterdiği7-10 günden sonra da saç mezoterapisine başlanır. Haftada 1 kez olmak üzere, 8 hafta saç mezoterapisi uygulanır. Sonunda 1 botoks uygulaması daha yapılarak tedavi tamamlanmış olur.

Masseter hipertrofisi, yüzde bulunan her iki masseter kasının ağrısız şişliğidir. Masseter kasının aşırı gelişmesine bağlı, yüzde kare şeklinde, erkeksi ve sert bir görüntü oluşur. Bu kasın fazla büyük olması, fiziksel olarak da kişiye rahatsızlık verebilir. Kas kemik sertliğindedir, ancak ağrı yoktur. En sık nedenleri; geceleri diş gıcırdatma, aşırı strese bağlı çene hareketleri, sakız çiğneme, diş kaybına bağlı olarak tek taraflı çiğneme ve çene eklemi (temporomandibüler eklem) fonksiyon bozukluklarıdır.

Böyle durumlarda masseter kasına uygulanan botoks ile, kasa bağlı çıkıntılar azalır, yüzün her iki yanındaki çene köşeler yuvarlaklaşır, yüzün alt kısmı ince bir görünüme kavuşur. Bu nedenle bu uygulamaya, yüz inceltme botoksu adı da verilmektedir.

Ayrıca diş gıcırdatmanın tedavisinde de masseter kasına botoks uygulanır.

Normalde gülüş esnasında erkeklerde 2-3 mm, kadınlarda 3-4 mm kadar diş etleri gözükebilir. Bazı kişilerde ise gülerken, üst dudakları gereğinden fazla yukarı kalkar ve diş etleri daha belirgin olarak gözükür. Bu duruma diş eti gülüşü (Gummy Smile) adı verilir ve estetik gülüşü olumsuz etkileyen bir durumdur. En sık nedeni, gülmeyi etkileyen kasların fazla çalışmasıdır. Bu kaslar; zigomatik major, zigomatik minör, levator labii superior, levator labi superior alaque nasi, ve depressor septi nasi kaslarının aşırı çalışmasıdır.

Gülmede etkileyen bu kasların aşırı çalışmasını azaltmak için botulinum toksni kullanılır. Öncelikle, dişetlerinin görünen kısmına ve yönüne göre, enjeksiyon uygulanacak kaslar üzerindeki noktalar belirlenir. Botoks uygulaması öncesi bu noktalara lokal anestezik krem sürülerek, kişinin uygulama esnasında ağrı duyması engellenir. Sonra da belirlenen bu noktalara uygun dozlarda botoks enjeksiyonları uygulanır. 5-10 dakika süren işlem sonrası, hastalar günlük hayatına devam edebilirler. Botoks işleminin kalıcılığı 4-6 ay kadar sürer. Etkinin devam etmesi için, bu süre sonrasında işlemin tekrarlanması önerilir.

Gülme esnasında, yüzde bulunan 43 mimik kasından 17’si kullanılır. Hepimizin faklı bir gülme şekli bulunmakla birlikte, genelde üç gülme stili vardır. Anatomik yapıların gülme eylemine katılış sırasına göre, bu farklı stiller oluşmaktadır.

Ağız köşeleri ile gülme (Commissure Smile) veya Mona Lisa gülüşü (Monalisa Smile), ağız köşelerinin gülmeye ilk katıldığı gülme şeklidir. Toplumda en sık görülen gülme şeklidir. Bu stil gülme esnasında öncelikle, ağız köşeleri yukarıya ve sağ ve sol dışarıya doğru hareket eder. Bu hareketi sağlayan, zygomaticus major kaslarıdır. Gülmenin devamında üst dudak, levator labii superior kasları ile kasılıp yukarıya doğru hareket eder ve ön üst dişlerin görünümü ile gülme devam eder.

Yaşlandıkça daha da belirgin hale gelen yüzdeki ifade değişikliklerinden birisi de, dudak kenarlarımızı aşağıya doğru çeken depressor anguli oris kaslarının aşırı aktivitesidir. Dudak kenarlarından her iki çene kenarına doğru uzanan depresör anguli oris kaslarının aşırı çalışması, bu hüzünlü yüz ifadesinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu kaslara uygulanan botoks sayesinde kasın aşırı aktivitesi azalır; dudak kenarları zygomaticus kaslarının kasılması ile yukarıya doğru kalkar. Sonuçta oluşan Mona Lisa gülüşü sayesinde kişi, genç ve sempatik bir ifadeye sahip olur.

Boyun ve dekolte bölgelerindeki derinin yapısı çok ince ve narindir. Bu nedenle yaşlanma belirtileri bu bölgelerde erken yaşlarda oluşmaya başlar, cilt incelir, kırışır ve sarkar. Boyun bölgesinin tüm ön kısmını kapsayan platysma kası da çok incedir ve hemen deri altında bulunur. Boyun derisinin aşağı ve dışa çekilmesini sağlayan bu mimik kası zamanla gücünü kaybederek kısalır, incelir ve boynun ortasından 2-3 cm. geriye çekilir; öncelikle enine mimik kırışıklıkları, yaşlanma ilerledikçe de kalıcı dikey platysma bantlarının oluşmasına neden olur. Bu problemler genelde 40 yaşından sonra görülür, ancak bazı kişilerde 30 yaşından sonra bile görülebilmektedir.

Boyunda oluşan bu çizgilenmeler, platysma bantları ve sarkmalar, botoks uygulaması düzeltilebilir.

Uygulama öncesi hasta ağız köşelerini aşağı doğru çekerken “e” sesini çıkarır ve çenesini kaldırır. Böylece boyundaki dikine platysma bantları belirginleşir. Belirginleşen bu bantlar üzerine 1,5-2 cm. aralıklarla 4 noktadan botoks uygulanır. Boyunda enlemesine çizgilenmelerde ise, kırışıklıkların altına 1,5-2 cm aralıklar ile 1-2 Ünite botoks uygulanır. Uygulama ağrısızdır, 20 dakika sürer ve etkisi 4-6 aydır.

Evet. Anal fissür (makat çatlağı), botoks ile tedavi edilebilir. Anal fissür (çatlak), hemoroidden (basur) sonra en çok karşılaşılan makat sorunudur. Kanama, kaşıntı, dışkılama esnasında ve sonrasında ağrı belirtileri ile ortaya çıkan bir hastalıktır.

Muayenede, makat çıkışında küçük bir yırtık veya ülser olduğu görülür. En sık nedenleri, sert dışkılama, kabızlık, ishal, doğumdur. Genellikle birkaç haftada düzelen anal fissür, 4-6 hafta içinde iyileşmezse kronik fissür haline gelir.

Son yıllarda anal fissür tedavisinde, cerrahi tedaviye alternatif olarak botoks uygulaması yapılmaktadır. Botoks tedavisi ile anal fissürün iyileşme oranı %95’dir. Botoks uygulaması öncesi özel bir hazırlık ( traş, rektoskopi gibi) gerekli değildir, bağırsak hazırlığı yapmak da gerekmez.

İşlem, genel anestezi gerektirmeden muayenehane şartlarında bir cerrah tarafından gerçekleştirilir ve birkaç dakika sürer. Uygulama esnasında botoks, makat çevresindeki istemsiz kaslara (internal sfinkter kaslar) enjekte edilir. Botoksun etkisiyle, anal bölgedeki bu istemsiz kaslardaki spazm (kas gerginliği) çözülür. Spazmın ortadan kalkması ile ağrı azalır, dışkının makattan fissüre zarar vermeden, kolayca geçişi mümkün olur. Ayrıca botoks, anal fissürdeki kan akışını artırır ve sonuçta iyileşme sağlanır. Uygulama sonrası hasta evine gidebilir.

Botoksun etkisi 3 gün içinde başlar ve 6 ay kadar sürer. Bu süre içerisinde, anal fissür iyileşir.

Botoks, kasları gevşetici etkisi nedeniyle vaginismus tedavisinde uygulanmaktadır. Vaginismusda, kasılarak cinsel birleşmeyi olanaksız kılan pelvik kaslar içine, birkaç farklı noktadan botoks enjekte edilir. Uygulama esnasında periüretral ve rektal kasların etkilenmemesi önemlidir. Botoks uygulanmasından 10 gün sonra, hasta rahatlıkla cinsel ilişkiye girer. İlk denemenin, yatıştırıcı bir ilaç alınarak sıcak su dolu bir küvette yapılması önerilir. Botoksun etkisi 6 ay sürer. Bu zaman içinde hasta normal ilişkiye alışır. Dolayısıyla 6 ay sonra yeniden uygulanmasına gerek yoktur.

Botoks, vaginismusa yol açan psikolojik ya da sosyal faktörleri ortadan kaldırmaz; tedavide sadece yardımcı bir uygulamadır. Vaginismus tedavisinde, çiftlerin arasındaki anlayış ve sağlıklı iletişim çok daha önemlidir. Bu konuda psikolojik yardım gerekebilir.

Evet. Botoks tedavisi ile daha ince bacaklara sahip olabilirsiniz. Kalın bacak kaslarını inceltmek veya kısa bacağa daha ince görünüm vermek amacıyla, baldır kaslarından en belirgin olan gastrocnemius kasının belli noktalarına botoks uygulanır.

Yukarıda ayrıntılı olarak yazılanlar dışında, botoksun kullanıldığı başlıca durumları şu şekilde sıralayabiliriz.

  1. Yüzdeki tiklerin düzeltilmesi: İstemsiz yapılan ve kişiyi rahatsız eden mimik hareketlerinin tedavisi amacıyla, ilgili mimik kaslarına botoks uygulanır.
  2. Çene ağrılarının giderilmesi: Şikayete neden olan çiğneme kaslarına botoks uygulanarak, her iki çene ekleminde gevşeme meydana gelir ve böylece ağrılar giderilir.
  3. Blefarospazm (orbital ve periorbital göz kasların spazmlarına bağlı göz kapaklarının istemsiz ve zor kapanması) tedavisi
  4. Şaşılık tedavisi
  5. Kuru göz tedavisi
  6. Ağır depresyon tedavisi: Ağır depresyonlu kişilerde kaşlar çatık, yüz ifadesi çok gergindir. Botoks uygulaması ile yumuşatılan bu gergin ifade, hastayı olumlu yönde etkiler.
  7. Kronik boyun ve omuz kas ağrılarının (fibromiyozit, kulunç) tedavisi
  8. Serebral palsili (beyin felci) hastalarda, spastik kasların ve eklemlerin rahatlatılması

Botoks, yüzün anatomisini ve yüzdeki mimik kasları çok iyi bilen ve bu konuda eğitim almış estetik ve plastik cerrahi uzmanı veya dermatoji uzmanı tarafından uygulanmalıdır. Ancak bu şekilde, her hasta için en uygun doz ve yapılması gereken alanlar belirlenebilir ve göz kapağı düşüklüğü gibi komplikasyonların gelişmesi önlenebilir.
Günümüzde ne yazık ki botoks uygulamasını ucuz fiyatlara, birçok branş doktoru ve hatta estetisyen, kuaför, hemşire gibi doktor olmayan meslek mensupları yapmaktadırlar.

Botoks uygulamasının ücretini; botulinum toksinini içeren ürünün kalitesi, kullanılan botulinum toksinin miktarı ve uygulamayı yapan uzman doktorun emeğinin karşılığı belirler.

Uygulanan botoks ürününün kalitesi arttıkça, buna bağlı olarak uygulama ücreti de artacaktır. Bugün hasta güvenliği açısından en kaliteli botoks ürünleri, Amerika’da da kullanımına izin verilen (FDA onaylı) Allergan firmasının ürünü Botox ve İngiliz ürünü Dysporttur. Her iki ürün de Türkiye’de mevcuttur. Bunların dışında maalesef çok çeşitli kalitesiz Uzakdoğu ve Çin malı botoks ürünleri bulunmaktadır. Hastaların, mutlaka bu çok ucuz ve kalitesiz botoks markalarından kaçınması gerekir. Özellikle Çin malı botokslarda bulunan hayvan proteini, birçok hastada çok şiddetli alerjik reaksiyonlara yol açmaktadır. FDA onaylı Botox ve Dysport marka botoks ürünlerinde ise, herhangi bir alerjik reaksiyon ya da yan etki oluşması söz konusu değildir.

Uygulanan botoks miktarı arttıkça, uygulama ücreti de artacaktır. Örneğin üst yüz bölgesine (alın, kaş üzeri, kaşlar arası, kaz ayakları) uygulamada genellikle 50 ünite botoks yeterli iken; ağız kenarları, çene ucu ve boyun bölgesi de ilaveten gerekirse, kullanılan doz 100 üniteye çıkacak ve maliyet artacaktır. Yine aşırı terlemede uygulanan botoks miktarı, yüz uygulamalarına göre fazla olacaktır. Diğer yandan erkek hastada kas kitlesi daha fazla olduğundan, uygulanan botoks dozu daha yüksektir, bu da maliyeti arttırmaktadır.

- Op. Dr. Can İşler | Nişantaşı | Viyana

Biz Sizi Arayalım

This contact form is deactivated because you refused to accept Google reCaptcha service which is necessary to validate any messages sent by the form.

Yurtdışında mısınız?

Eğer Avusturya, İsviçre veya Almanya’da yaşıyorsanız
buradan randevu alabilirsiniz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Alın Kırışıklıkları

Alın Kırışıklığı

17 Ocak 2020/tarafından admin
Altın İplik Estetiği ile Ameliyatsız Yüz Germe

Altın İplik Estetiği ile Ameliyatsız Yüz Germe

17 Ocak 2020/tarafından admin
Ameliyatsız Yüz Germe (Askılama) - Op. Dr. Can İşler

Ameliyatsız Yüz Germe (Askılama)

17 Ocak 2020/tarafından admin
Baby Botoks - Op. Dr. Can İşler

Baby Botoks

14 Haziran 2020/tarafından admin
Botox® - Op. Dr. Can İşler

Botoks

16 Ocak 2020/tarafından admin
Botoksla Terleme Tedavisi - Op. Dr. Can İşler

Botoksla Terleme Tedavisi

17 Ocak 2020/tarafından admin
Botoks ile Bakış Dizaynı - Op. Dr. Can İşler

Botox ile Bakış Dizaynı

17 Ocak 2020/tarafından admin
Boyun Dekolte Botoksu - Op. Dr. Can İşler

Boyun Dekolte Botoksu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Ameliyatsız Boyun Estetiği - Op. Dr. Can İşler

Boyun Germe

17 Ocak 2020/tarafından admin
Boyun Kırışıklığı ve Sarkması - Op. Dr. Can İşler

Boyun Kırışıklığı ve Sarkması

13 Haziran 2020/tarafından admin
Burun Botoksu - Op. Dr. Can İşler

Burun Botoksu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Burun Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Burun Dolgusu

17 Ocak 2020/tarafından admin
Çene Botoksu - Op. Dr. Can İşler

Çene Botoksu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Çene Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Çene Dolgusu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Dermaroller - Op. Dr. Can İşler

Dermaroller

17 Ocak 2020/tarafından admin
Dudak Botoksu - Op. Dr. Can İşler

Dudak Botoksu

14 Haziran 2020/tarafından admin

Dudak Çizgisi Tedavisi

17 Ocak 2020/tarafından admin
Dudak Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Dudak Dolgusu

16 Ocak 2020/tarafından admin

Dudak ve Dudak Çevresi Estetiği

21 Nisan 2020/tarafından admin

Elmacık Kemiği Estetiği

17 Ocak 2020/tarafından admin
Endopeel - Op. Dr. Can İşler

Endopeel

14 Haziran 2020/tarafından admin
Erkek Botoksu - Op. Dr. Can İşler

Erkek Botoksu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Fibrocell - Op. Dr. Can İşler

Fibrocell ile Kök Hücre Tedavisi

17 Ocak 2020/tarafından admin
Göz Altı Kimyasal Peeling - Op. Dr. Can İşler

Göz Altı Kimyasal Peeling

17 Ocak 2020/tarafından admin
Göz Çevresi Kırışıklığı - Op. Dr. Can İşler

Göz Çevresi Kırışıklığı

17 Ocak 2020/tarafından admin
Göz Altı Işık Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Gözaltı Işık Dolgusu

17 Ocak 2020/tarafından admin
Göz Altı Morluğu Tedavisi - Op. Dr. Can İşler

Gözaltı Morluğu Tedavisi

17 Ocak 2020/tarafından admin
Gözaltı Yağ Bezeleri - Op. Dr. Can İşler

Gözaltı Yağ Bezeleri

17 Ocak 2020/tarafından admin
Gözenek Sıkılaştırma - Op. Dr. Can İşler

Gözenek Sıkılaştırma

17 Ocak 2020/tarafından admin
Gülme Çizgilerine Dolgu - Op. Dr. Can İşler

Gülme Çizgilerine Dolgu

14 Haziran 2020/tarafından admin
H100 - Op. Dr. Can İşler

H-100 Aşısı

13 Haziran 2020/tarafından admin
Hollywood Lifting - Op. Dr. Can İşler

Hollywood Lifting

13 Haziran 2020/tarafından admin
Hyalunorik Asit - Op. Dr. Can İşler

Hyalunorik Asit

13 Haziran 2020/tarafından admin
Hydrafacial - Op. Dr. Can İşler

Hydrafacial

13 Haziran 2020/tarafından admin
Işık Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Işık Dolgusu

13 Haziran 2020/tarafından admin
Karbon Peeling - Op. Dr. Can İşler

Karbon Peeling

13 Haziran 2020/tarafından admin
Kaş Arası Botoks - Op. Dr. Can İşler

Kaş Arası Botoks

14 Haziran 2020/tarafından admin
Kaş Arası Çizgi Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Kaş Arası Çizgi Dolgusu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Kaş Arası Çizgileri - Op. Dr. Can İşler

Kaş Arası Çizgileri

13 Haziran 2020/tarafından admin
Kaş Ayaklarına Botoks - Op. Dr. Can İşler

Kaş Ayaklarına Botoks

14 Haziran 2020/tarafından admin
Kaş Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Kaş Dolgusu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Kaz Ayaklarına Dolgu - Op. Dr. Can İşler

Kaz Ayaklarına Dolgu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Kimyasal Peeeling - Op. Dr. Can İşler

Kimyasal Peeling

13 Haziran 2020/tarafından admin
Masseter Hipertrofisi - Op. Dr. Can İşler

Masseter Hipertrofisi

14 Haziran 2020/tarafından admin
Meyve Asitli Peeling- Op. Dr. Can İşler

Meyve Asitli Peeling

13 Haziran 2020/tarafından admin
Migrende Botoks Tedavisi - Op. Dr. Can İşler

Migrende Botoks Tedavisi

14 Haziran 2020/tarafından admin
PRP - Op. Dr. Can İşler

PRP

13 Haziran 2020/tarafından admin
Şakak Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Şakak Dolgusu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Scarlet S - Op. Dr. Can İşler

Scarlet S

13 Haziran 2020/tarafından admin
Silhouette Lift - Op. Dr. Can İşler

Silhouette Lift

13 Haziran 2020/tarafından admin
Somon DNA Aşısı - Op. Dr. Can İşler

Somon DNA Aşısı

13 Haziran 2020/tarafından admin
Yağ Eritme (Lipoliz) - Op. Dr. Can İşler

Yağ Eritme (Lipoliz)

14 Haziran 2020/tarafından admin
Yanak ve Elmacık Kemiği Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Yanak ve Elmacık Kemiği Dolgusu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Yara Dolgusu - Op. Dr. Can İşler

Yara Dolgusu

14 Haziran 2020/tarafından admin
Yüz Mezoterapisi (Mezolifting) - Op. Dr. Can İşler

Yüz Mezoterapisi (Mezolifting)

13 Haziran 2020/tarafından admin
Yüz Yenileme (Peeling) - Op. Dr. Can İşler

Yüz Yenileme (Peeling)

14 Haziran 2020/tarafından admin

Viyana, Basel ve Zürich’te
Estetik Ameliyatlar

Yurt dışı denklik diplomalarım (Almanya, Avusturya, İsviçre) ve ikinci Avusturya vatandaşlığım sayesinde hastalarımı Viyana’daki kliniğimde de kabul etmekteyim. Her ay düzenli olarak Viyana, Basel ve Zürich seyahatlerim ile hastalarımın ameliyat ve medikal estetik uygulamaları sonrası kontrollerini  yapmaktayım. İyi derecede Almanca bildiğim için Türkçe’ye hakim olmayan hastalarımla gayet iyi iletişim kurabilmekteyim.

Eğer Viyana’da, Basel’da veya Zürich’te yaşıyorsanız, estetik ameliyatlarınızı dilerseniz İstanbul’da da olabilirsiniz. Ameliyat sonrası sürecinizi bizzat Viyana’daki kliniğimde takip ediyor ve sağlıklı bir post-op dönemi geçirmenizi sağlıyorum.

Tüm estetik ameliyat ve uygulamalarınız için aşağıdaki randevu oluştur butonu ile benimle iletişime geçebilirsiniz.

En kısa sürede tanışmak dileği ile…

- Op. Dr. Can İşler | Nişantaşı | Viyana

Op. Dr. Can İşler. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı & Genel Cerrahi Uzmanı 2020.
İstanbul, Viyana, Basel ve Zürich'te esetik ameliyat ve uygulamalar.
Bu web sitesindeki içerikler tamamen toplumu bilgilendirme amaçlıdır. Doktor kontrolünün ve muayenesinin yerini tutamaz.
Bu sitedeki bilgilerin hekim kontrolü olmaksızın uygulanması durumunda oluşabilecek her tür şikayet ve durumdan Op. Dr. Can İşler sorumlu tutulamaz. En doğru teşhis için lütfen doktorunuza başvurunuz.
Gizlilik Politikası | Çerez Politikası
Web Tasarım: Simple
WhatsApp Danışma