FUE yöntemi ile gür, sağlıklı ve doğal saçlara kavuşun.

Son dönemlerin en yeni ve modern saç ekimi tekniklerinden olan ve altın standart olarak kabul edilen FUE yöntemi ile saç dökülmesi yaşayan insanlara doğal görünümlü saçlara sahip olma imkanı sunulmaktadır.

Saç nakli veya saç ekimi, kafatasında saç olmayan bölgelere, iki kulak arasında ensenin üst bölgesinde bulunan saç köklerin taşınması işlemidir. Saç ekimi yapılırken bu bölgenin seçilmesinin nedeni, iki kulak arasında kalan ense bölgesindeki saçların, genetik olarak dökülmemeye kodlanmasıdır. Uzman ekip tarafından lokal anestezi altında mikromotor ile tek tek alınan saç kökleri, kişinin saç açıklığı olan bölgeye, lateral slitlerle saç yönü doğrultusunda kanallar açılarak ekilir.

Saç ekimi hangi yaş grubuna uygulanabilir?

Saç ekimi 20-70 yaş grubuna uygulanabilir. Önemli olan saç ekimi yapılacak kişinin sistemik olarak sağlıklı olmasıdır. 20 yaş grubundaki bir kişiye saç ekimi yapılırken çok iyi bir planlama yapılmalı; saç ekimi ile birlikte, mevcut saçların korunması için etkili bir destek tedavisi de uygulanmalıdır.

Kişiye özgü olan ve saç ekimi sonucunu etkileyen şartlar nelerdir?

Kişinin yaşı, saçsız alanın büyüklüğü, verici alan olan ense bölgesindeki saç yoğunluğu, saç ekimi sonucunu etkileyen kişiye özgü şartlardır.

Saç ekiminde doğal görüntüyü sağlayan unsurlar nelerdir?

Uygun bir ön saç çizgisi belirlenmelidir. Saç yoğunluğu tatmin edici olmalıdır. Orijinal saç açısı ve saç yönleri korunmalıdır. Doğal görüntüyü sağlamak için 35-40 derecelik açılarla saç ekimi uygulanmalıdır.

Hangi bölgeye saç ekimi yapılır, seans sayısı neye göre belirlenir?

Baş üzerindeki saçı tamamen dökülmüş veya tüy haline gelmiş bölgelere, saç ekimi uygulanır. Ortalama 100 mikron kalınlığındaki bir saç teli, 20-25 mikrona inerse ‘’tüy’’ haline gelmiş olarak kabul edilir. Seans sayısı Hamilton sınıflamasına göre belirlenir. Bu sınıflamada erkeklerde saç dökülmesi 6 evreye ayrılır (Evre A-Evre F). A-B-C evrelerinde bir seans, D-E-F evrelerinde iki seans saç ekimi gereklidir.

Hamilton Evrelemesi - Op. Dr. Can İşler

Hamilton saç dökülmesi evreleri

Foliküler Ünite Ekstraksiyon (FUE) ne demektir?

FUE, dikişsiz, acısız, iz bırakmayan, gündelik hayatı etkilemeyen saç ekim tekniğidir, doğru planlama ve doğru teknik ile iyi neticeler sunar.

FUE tekniği özelikleri nelerdir?

Foliküler Ünite Ekstraksiyon kelimelerinin kısaltılmışı olan FUE tekniği acısız, gündelik hayatı etkilemeyen saç ekim tekniğidir. Dikişsizdir, FUT tekniğinde olduğu gibi ensede şerit biçiminde iz bırakmaz. Greftlerin alındığı alanda hızlı iyileşme görülür, uzun süren hissizlik duyusu olmaz. Bu teknikle vücudun diğer bölgelerinden kıl köklerinin nakli mümkündür. Usulünce uygulandığına saçlara doğal ve dolgun görünüm verir.

FUE tekniği ile saç ekimi ağrılı bir yöntem midir?

Saç ekimi lokal anestezi altında uygulanır. Lokal anestezinin uygulanması esnasında kişi hafif bir yanma hisseder. Bunun dışında saç ekimi işlemi esnasında, kişi herhangi bir ağrı duymaz.

FUE tekniği ile saç ekimi nasıl uygulanır?

İşlem öncesinde ensede verici alandaki kıllar, orantılı olarak saç toplamak amacıyla 2 mm ye kadar kısaltılır. Mikromotor denilen özel bir cerrahi aletle ve 0.6-0.7 mm çapındaki iğneler yardımıyla verici alandan saç kökleri, 1-4 kök içeren foliküler ünite denen gruplar halinde çıkarılır. (Bu kalınlığın altında iğne kullanılması, saç köklerinin zedelenmesine neden olabilir.) Çıkarılan saç kökleri, saç teli yoğunluğuna göre ayrıştırılır ve sayılır. Saç ekimi yapılacak alana, doğal saç yönlerine uygun kanallar açılır. Verici alandan alınan saç kökleri, ekim bölgesindeki açılan kanallara yerleştirilir.

FUE tekniğinde dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Saç köklerinin çıkarıldığı deri ve çıkarılan saç kökleri zedelenmemelidir. Saç kökleri dış ortamda ekim için bekletilirken, gerekli olan fiziki şartlar sağlanmalıdır. Saç kökleri doğru yönde ekilmelidir. İşlem sonrası hasta, doktor tarafından açıklanan uyarılara dikkat etmelidir.

Saç ekimi sırasında kişi kendi ihtiyaçlarını karşılayabilir mi?

Saç ekimi süresince kişi temel ihtiyaçlarını verilecek molalarla, destek görmeye ihtiyaç duymadan karşılayabilir. Saçlar, ekim bölgesinde açılan kanallara yerleştirilirken tv izleyebilir, kitap okuyabilir.

FUE tekniği ile saç ekimi ne kadar sürer?

Saç ekiminde geçen süre, tamamen kişinin ihtiyacı olan saç nakline bağlıdır. 2500 – 3500 greftlik bir işlem, ortalama 6-7 saatte tamamlanır.

İşlem sonrasında kontroller ne şekilde planlanır?

İlk pansuman saç ekiminden iki gün sonra, doktor tarafından yapılır. Kontrol edilen kökler, özel serumla beslenerek yıkama işlemi yapılır. Kişiye dikkat etmesi gereken konular üzerinde hatırlatmalar yapılır. Bu işlem operasyon sonrası 2 gün devam eder.

Saç ekiminden sonra nasıl yıkama yapılır?

2 hafta süresince her gün bir kez yıkama işlemine evde devam edilir. Yıkamalarda, 50 dk. reçete edilen losyon ve daha sonra şampuan uygulanarak, derinin hızlı bir şekilde normal görünüme kavuşması sağlanır.

Saç ekimi sonrası yaraların iyileşme süresi nedir?

Saç ekimi sonrasında, ekilen alanda ve verici alanda kırmızı kabuklanmalar görülür. Kabuklar 10 gün içerisinde tamamen dökülür ve deri normal görünümüne kavuşur.

Farklı bir şehirden saç ekimi için gelen bir kişi ne kadar süre kontrol altında tutulmalıdır?

Kişinin işlem ve sonrası kontrolleri için yalnızca 3 gün kalması yeterlidir.

FUE tekniği ile ne kadar saç ekimi yapılabilir?

Normalde saçlı derideki sıklık, santimetrekare başına 70-100 foliküler ünitedir. Saç sıklığı %50 azaldığında, saç kaybı fark edilir hale gelir. Santimetrekare başına 35-50 foliküler ünite (70-100 saç teli) saç ekimi ile yeterli saç sıklığı sağlanır. Bazen saçın yapısına bağlı olarak, 65 foliküler üniteye kadar saç ekimine ihtiyaç duyulabilir. Ekilecek alan büyüdükçe, santimetrekare başına olan greft sayısı da düşecektir. Bu nedenle saç ekimi yapılacak alanı saç analizi ile önceden belirlemek, tatmin edici sıklığı sağlamak için önemlidir.

FUE tekniği ile bir seansta ne kadar saç ekimi yapılabilir?

Bu konuda deneyimi olan uzman bir ekip, verici alandaki (ense bölgesi) saç yoğunluğuna ve ihtiyaca göre; bir seansta 2.000 (4500 saç teli) ile 4500 (9000 saç teli) greft ekimi yapabilmektedir.

FUE tekniği ile bir kişiye ne kadar süre sonra ve kaç seans saç ekimi işlemi yapılabilir?

İkinci FUE operasyonu ihtiyaç duyulursa, bu seans en erken 4 ay sonra uygulanır. Kişinin verici bölgesindeki saç yoğunluğuna göre, 3 hatta 4 seans saç nakli uygulanabilir.

FUE tekniği ile saç ekiminden sonra, ensede var olan saçların azaldığı fark edilir mi?

Deneyimi olan bir ekip tarafından yapılan saç ekiminde, 2. ve 3. seanslardan sonra dahi, ense bölgesinde rahatsız edici bir seyrelme gözlenmez; saçlı derinin geneli üzerinde orantılı bir saç yoğunluğu ortaya çıkar.

Ekilen saçlar dökülür mü?

Ekilen saç telleri, saç kökleri damarlanmaya başlamadığı için 2-3 hafta sonra geçici olarak dökülmeye başlar ve 1–2 ay içinde ekilen saçların % 40–70‘i dökülür.

Ekilen saçlar ne zaman çıkmaya başlar?

Saç ekiminden sonra dökülen saçlar 2–3 ay içinde çıkmaya başlar, 6–10 ay içerisinde arzu edilen sonucu yansıtmaya başlayacaktır.

Ekilen saçların kaybedilme riski var mıdır?

Saç ekiminde ekilen saçlar kalıcıdır, çünkü genetik olarak dökülme özelliği olmayan kafanın arka bölgesinden alınan saçlardır.

Saç Anatomisi

Cildimizin yapısı ve özellikleri nelerdir?

Cildimiz, tüm vücut yüzeyini sararak onu koruyan bir organdır; sahip olduğu özellikli reseptörler ile, çevre ile devamlı iletişim halindedir. Güneş ışınları yardımıyla D-vitaminin oluştuğu yer, yine derimizdir.

Yaklaşık olarak %70’i sudan, %30’u ise organik maddelerden oluşan cildimiz, kapladığı 1,5-2 metrekare alanla vücudumuzun en geniş organıdır; aynı zamanda 3-3,5 kg.lık ağırlığı ile vücudumuzun en ağır organıdır. Derimiz, cinsiyete ve vücutta bulunduğu bölgeye göre birtakım değişiklikler gösterir, normal cilt pH’sı 5,5-6 dır. 

Cilt üç tabakadan oluşur: Epidermis, dermis ve subdermis.

  • Epidermis: Cildin en üst tabakasıdır. Epidermisin en altındaki hücreler yukarı doğru yer değiştirerek, 15-30 günde bir yüzeyden atılırlar. Bu şekilde yenilenen epidermis, cilde parlak bir görünüm verir. İleri yaşlarda ise bu yenilenme süreci yavaşladığı için, cildin yüzeyinde biriken hücreler, mat bir görünüm oluştururlar.  Derinin nemini de belirleyen epidermisin yaşla birlikte nemi de azalır. Güneşin zararlı ışınlarından cildimiz koruyan melanin de epidermiste bulunmaktadır.
  • Dermis: Cilde destek dokususu özelliğini veren kollajen ve elastin, cildin orta tabakası dermistedir. Dermiste ayrıca, kılların geliştiği foliküller ve foliküllerle açılan yaz bezleri bulunur. Bunlardan başka, vücut ısının düzenlenmesinde ve bazı atık maddelerin uzaklaştırılmasında yardımcı ter bezleri, kan damarları ve sinir uçları yine bu tabakada bulunmaktadırlar.
  • Subdermis: Cildin en alt tabakasıdır. Yağ dokusunun bulunduğu bu katman, böylece hem iç organları dış darbelere karşı korur, hem de ısı yalıtımını sağlar.

Saç derisinin yapısı nasıldır?

Saç derisi, kafatasını örten deridir. Vücudun diğer bölümlerini kaplayan deriden farkları, daha fazla sinir, damar, yağ ve ter bezlerini bulundurması ve saç tellerine sahip olmasıdır. Saçlı deri üzerinde, yaklaşık olarak 100000-150000 saç folikülü bulunmaktadır. 

Saçlı deri dıştan içe doğru: Epidermis, dermis, subdermis, galea aponeurotica, subaponeurotic laminadan oluşur. Daha altta ise, kafatası kemiğini saran pericranium ve kafatası kemiği (cranium) bulunur.

Saçın çıkış yönüne ‘Hair-Whorl’ adı verilir; genelde saçlı derinin tepe ve arka kısmında,  saçların farklı açılandığı bölgedir. Hair-Whorl bazen önde frontal bölgede de olabilir. Genellikle bir tanedir, bazen iki tane de olabilir. Saçların dönüş açıları, saat yönündedir. 

Saçın ön çizgisine ‘frontal hair line’ adı verilir. Bu çizgi, Klippel-Feil sendromu, Saethre-Chotzen sendromu, Waardenburg sendromu, Setleis sendromu, Fetal hydantoin sendromu gibi birçok hastalıkta hastalıklarda, olması gereken yerden daha aşağıdadır. Noonan sendromu, Turner sendromu, Pallister-Killian sendromu gibi hastalıklarda ise bu çizgi , olması gerekenden daha yukarıdadır.

Saç (kıl) folikülü nedir?

Saç (kıl), derinin içindeki torba gibi bir kılıf içerisinde bulunmaktadır. Anatomik yapı olarak, eldivenin parmak kısmına benzeyen bu kılıfa ”kıl folikülü” denilmektedir. Kıl follikülü, epidermisin dermis içine doğru adeta bir eldiven parmağı gibi bütün katları ile itilmesi gibidir. Kıl folikülleri 1-4 arası bir arada olabilmektedir. Bu kıl grubuna ”foliküler ünit” adı verilir. Vücudumuzdaki kıllar genellikle tekli halde iken, saçlı derimizde 1-2-3-4 kök içeren folliküler üniteler halindedir. Kulak üstlerinde ve ön saç çizgisinde foliküler ünitler, tek kıl folikülü içerir; iki kulak arası ense bölgesinin üst kısımlarında ise 2-4 kıl folikülü içeren ünitler vardır. Kıl folikülünü, yirmiden fazla hücre grubu oluşturmaktadır. Saç teli, bu folikülde oluşarak cilt dışına çıkar ve katagen döneme kadar büyümeye devam eder. Bir kıl folikülünün, sahip olduğu bu saç telini canlı tutması için, kan damarları tarafından beslenmesi ve sinirler tarafından uyarılması gerekir.

Herbir kıl folikülü etrafında yağ bezi (sebase gland) ve errector pili kası (m. errector pilorum) (kıl folikülünün bulge bölgesi ile derinin üst kısmı arasındadır; soğukta veya streste saçların ve kılların dikleşmesine neden olarak, soğuğa karşı korur) bulunur. Kıl folikülü, yağ bezi ve erector pili kası birlikte ”Pilosebase ünit”i oluştururlar.

Fonksiyonel olarak anajen fazdaki kıl folikülü, errector pili kasının kıl folikülüne yapıştığı nokta ile iki bölüme ayrılır. Deri yüzeyine yakın olan birinci bölümü (infindibulum ve isthmustan oluşur), saç döngüsü sürecince anatomik yapısını ve fonksiyonunu değiştirmez (değişmeyen, kalıcı bölüm). Daha derinde bulunan ikinci bölüme (bulb) ise, saçın bulunduğu evreye göre anatomik yapısını ve fonksiyonunu değiştirir (değişken, geçici bölüm).

Saç Anatomisi - Op. Dr. Can İşler

Foliküler ünit ne demektir?

Saç (kıl) folikülleri 1-4 arası bir arada olurlar. Bu saç (kıl) grubuna ”foliküler ünit” adı verilir. Her bir foliküler ünitin yapısında; 1-4 arası terminal saç teli, 1-2 arası vellus saç teli, yağ bezi (sebase gland) ve errector pili kası (m. errector pilorum), damar ve sinir dokusu, bağ ve destek dokusu bulunur. 

Saç (kıl) folikülü anatomisi nasıldır?

Saç teli, dermisin içine derinlemesine sokulmuş bir torba olan saç kökünden (kıl folikülü) çıkar. Saç (kıl) follikülü, derinin epidermis ve dermis tabakalarının arasındaki etkileşime bağlı oluşmuş ve buraya gömülü bir yapıdır. İnsanda, avuçiçi, ayak tabanı ve mukoza dışındaki tüm deride saç folikülü bulunmaktadır.

Boyutları ve şekilleri vücutta bulundukları yere göre değişim gösteren kıl (saç) follikülü, 3 bölüme ayrılır: Üst segment (infundibulum), orta segment (isthmus) ve alt segment (bulb). İnfindubulum (üst segment); sebase bezin foliküle açıldığı bölümün üzerinde kalan ve foliküler orifise (delik) kadar uzanan kıl folikülü kısımdır. İnfindibulumun alt kısmına infrainfundibulum, üst kısmına ise acroinfundibulum adı verilir. İsthmus (orta segment), errektor pili kasının kıl (saç) follikülüne yapıştığı yer olan “bulge”(çıkıntı bölgesi; kök hücreler buradadır) ile sebase bezin kanalının açıldığı yer arasındaki kıl folikülü kısmıdır. Bulb (alt segment) ise, folikül tabanı ile errektor pili kasının kıl (saç) follikülüne yapıştığı yer olan “bulge” arasındaki kıl folikülü kısmıdır.

Saç folikülündeki bulbun (alt segment, saç soğancığı) anatomik yapısı nasıldır?

Kıl folikülünün alt kısmında ve yenilenen bölümde bulunan bulb (saç soğancığı, kıl tokmağı), dermal papilla ve saç matriksini kuşatır. Bulb, ektoderm orjinli kıl folikülü epitelinden köken alır. Bulb; saç teli ile damar ve kan sistemi arasındaki iletişimi sağlar, çok yoğun bir metabolik canlılığa sahiptir. Saç telinin canlılığını sürdürmesi ve büyümesi, bulb denilen bu yapı sayesinde olur. Androjenlerin reseptörlerinin de bulunduğu bu alanda, metabolik aktivite zayıflarsa; saç teli kırılgan hale gelir ve dökülür.

Dermal papilla, mukopolisakkaritten zengin bir yapı ve matriks hücreleri ile çevrelenmiş, yumurtamsı görünümlü kümelenmiş olan mezenkimal hücrelerden meydana gelir. Dermal papilla dermis mezenkiminden gelişmiştir, epidermisten gelişen follikülü ve saç teli üretme yeteneğindeki aktif hücre gruplarını içerir. Histiosit, fibroblast, mast hücreleri, makrofaj gibi hücrelere ve fibröz elementlere sahiptir. Dermal papilla,  saç telinin oluşum ve gelişim organıdır.

Bulba doğru çıkıntı yapan dermal papilla, kıl oluşumunu başlatan ve yönlendiren ilk sinyallerin oluştuğu yerdir. Sinyalleri, golgi apereyi aracılığıyla sitokinler taşırlar. Sitokinler, ilgili folikül hücrelerindeki reseptörlere bağlanırlar. Böylece dermal papillanın etkisindeki epidermal matriks  hücreleri, keratinize saç teli ve diğer ilgili maddeleri oluştururlar. Sitokinler, bölünmeyi, hedef hücrenin tipine göre pozitif veya negatif yönde etkileyebilirler.  Örneğin androjen etkisiyle oluşan sitokinler, reseptörlere bağlanarak kıl oluşumunu sağlarlar. 

Hücreler, kıl kökü kılıflarına ve kıl lifini üreten epidermal kökenli hücrelerin tabanına yakın tutunurlar. Bu hücreler, temel doku olarak adlandırılan ince bir katmanla, dermal papilla hücrelerini, kılıf hücreler ve kıl (saç) lifinden ayırırlar.

Dermal papilla hücrelerini çevreleyen saç kapsülü,  bu hücreleri yerinde tutar ve saç folikülünün hek iki yanından epidermise doğru uzanır. Tüm saç folikülü, Arao-Perkins cismi denilen elastik dokudan yapılmış bir yapının üzerine oturur.

Saç kapsülünün tabanındaki bir boşluktan giren küçük kan damarları (kapiller)  ve sinir lifleri, tüm dermal papilla içine dağılırlar. Kapiller damarlar ile buraya gelen kan içerisindeki besinler ve oksijen sayesinde, saç teli uzar.

Dermal papilla saç folikülü ürettiği zaman çok aktiftir. Bulbun boyutunu, kıl gövdesinin uzunluğunu ve çapını ve anajen büyüme fazının süresini belirler.  Zarar görmeden taşındıklarında, yeteneklerini kaybetmeden yeniden saç teli büyütmeye devam ederler.

Dermal papillanın yanlarını ve üstünü saran saç matriksi, kıl follikülün aktif olarak büyüyen kısmıdır. Saç matriksi, hızlı bölünen ve yukarıya doğru hareket eden epidermal matriks hücrelerinin (keratinositler) birikiminden meydana gelmiştir. Bölünmenin önemli kısmı, matriksin alt kısmındaki hücrelerde olur. Herbir matriks hücresi büyüme fazında, her 24-72 saatte bölünür. Kıl gövdesini meydan getirmek üzere aktive olan matriks hücreleri (keratinositler)  hızla çoğalırlar; sayıları bulbun boyutunu ve kıl gövdesinin çapını belirler.

Melanosit hücreleri, saç matriksinin bazal hücreleri arasındadır. Saç renginden sorumlu melanin pigmenti, melanositler ile hücre içine girerler.

Germ hücrelerinden oluşan konsentirik kortikal hücreler, papilla tepesinin (apeks) hemen üzerinde bulunurlar. Keratinizasyon zonunda, bu kortikal matriks hücrelerin keratinizasyonu olur, çoğalmaları durur ve farklılaşmaya başlarlar. Keratinizasyonda,  sistein sistine dönüşür ve hücrenin zarı (membranı) kalınlaşır. Tam keratinize olmuş bir saç telinin çapı %25 azalır, çünkü zarın (membran)  geçirgenliğine bağlı olarak plazma su kaybeder ve keratin kompleksi kontrakte olur. Tamamen keratinize olmuş ölü hücreler, saç telinin gövdesini doldururlar. Matriks hücreleri, kıl gövdesinin hücre tabakalarını ve iç kök kılıfını oluştururlar. Dış kök kılıfı ise, farklı öncü hücrelerden köken alır.

Dermal papilla zayıfladığı zaman, saç soğanı (bulb) dolar ve tıkanır. Bu durumda, tıkanan bulb üzerindeki saç teli beslenemez ve dökülür.

Saç folikülündeki isthmusun (ortasegment) anatomik yapısı nasıldır?

Errektor pili kasının kıl (saç) follikülüne yapıştığı yer olan “bulge (çıkıntı bölgesi)” ile sebase bezin kanalının açıldığı yer arasındaki kıl folikülü kısmıdır. Kıl folikülünün kısa olan bölümüdür. Bu hizada dış kök kılıfı tamamen keratinize olurken, iç kök kılıfı sonlanır. Bulgede (çıkıntı bölgesi) epitelyal ve melanosit kök hücreleri bulunmaktadır ve burası kıl folikülünün kalıcı, yani yenlenmeyen bölgesinin son bölümüdür. İsthmus ve bulge, ektodermden gelişen kıl folikülü epitelinden köken alır.

Saç folikülündeki infindubulumun (üst segment) anatomik yapısı nasıldır?

Sebase bezin kıl folikülüne açıldığı bölümün üzerinde kalan ve foliküler orifise (delik), yani deriye kadar uzanan kıl folikülü kısımdır. İnfindibulumun alt kısmına infrainfundibulum, üst kısmına ise acroinfundibulum adı verilir. İnfindibulum, ektoderm orjinli olan kıl folikülü epitelinden oluşmuştur.

Kıl folikülüne açılan yağ bezinin yapısı nasıldır, görevleri nedir?

Herbir kıl follikülüne bir yağ bezi (sebase gland) açılır ve salgısı olan yağı, kıl folikülünün kanalına boşaltır. Yağ bezleri, holokrin salgi bezi grubundandır; yani hücre sitoplazmasının tümünü salgı olarak boşaltırlar. Kıl folikülü kanalından derinin yüzeyine boşalan yağ (sebum), burada yağdan oluşmuş bir lipid tabaka meydana getirir. Bu yağ tabakası biyolojik bir savunma mekanizması işlevini görür; kıl folikülünü ve etrafındaki cildi ısı değişikliklerinden (soğuk, sıcak), tozdan, güneş ışınlarından ve rüzgardan korur. Kıl telinin ve cildin kayganlığını ve elastikiyetini arttırır.

Saç Anatomisi - Op. Dr. Can İşler

Enine kesilmiş bir kıl folikülünde görülen anatomik yapılar nelerdir?

Kıl folikülünün enine kesiti, en dışta dermal fibröz kılıf (mezoderm orjinli kollajen ve stroma hücreleri içeren) tarafından sarılmış, birbirinden farklı tipteki keratin yapıda, 8 farklı katmandan oluşur. 

Bu katmanlar en dıştan içe doğru şöyledir: 1. Dış kök kılıfı, 2. Companion denilen tabaka, 3. İç kök kılıfı: eşlik eden tabaka, 4. İç kök kılıfı: Henle’nin tabakası, 5. İç kök kılıfı: Huxley’in tabakası, 6. İç kök kılıfı: Cuticle (kütikül), 7. Kıl gövdesi (şaftı) korteksi, 8. Kıl gövdesi (şaftı) medullası.

Yukarıda da görüldüğü gibi, bir kıl gövdesini (şaftını), dermal fibröz kılıf, dış kıl kılıfı ve iç kıl kılıfı sarıp korumaktadır.

Saç Anatomisi - Op. Dr. Can İşler

Kıl folikülünde bulunan kök kılıflarının yapısı nasıldır?

Dış kök kılıfı iç kök kılıfını örter, dermal papillayı içeren bulb bölgesinin hemen üzerinden yukarıya doğru sebase beze ve dermisin derinliklerine, iç kök kılıfını kadar uzanır. Dış kök kılıfı, 2 bölgeden (proliferasyon zonu) gelişir: birincisi bulbta bulunan matriks hücreleri, ikincisi epidermisin bazal tabakasındaki hücreler. Dış kök kılıfı, bulb bölgesinde ince, kılın orta kısmında ise kalındır. Glikojenden zengin vakuoller içeren dış kök kılıfı hücreleri,

uyarılara cevap vermek için, reseptör ve aracı madde yaparlar.

Dış kök kılıfı, isthmus bölgesinin altnda keratinize değildir; bu bölgenin üzerindeki infindibulum seviyesinde, saç korteksine benzer şekilde keratinize olur; yani epidermal keratinizasyona dönüşür ve epidermisle devam eder. 

Dış kök kılıfındaki bulge (çıkıntı) bölgesine, errektör pili kası yapışır. Errektör pili kasının diğer ucu da epidermise yapışmıştır. Bulge bölgesinin,  kıl follikülü kök hücrelerinin depolandığı alan olduğuna inanılmaktadır. Dış kök kılıfından, yağ üreten hücreler içeren yağ bezi (sebase gland) uzanır. Yağ bezi, bir kanalla,  kıl telinin bulunduğu yere açılır. 

İç kök kılıfı, kıl follikülünün üzerinde oturduğu matriks hücreleri tarafından oluşturulur. Matriks hücreleri, kıl lifi ve iç kök kılıfı hücrelerini üretir. İç kök kılıfı hücreleri, çıkıntı bölgesine (bulge) doğru yukarı itilirken, farklılaşmaya ve keratinleşmeye başlarlar. İç kök kılıfı, dıştan içe doğru, tek katlı Henle, dört katlı Huxley ve tek katlı Cuticle adlı tabakalardan oluşmuştur. Istmus bölgesinde, keratinize olan iç kök kılıfı sonlanır. Pigment içermediği için, kıl gövdesinden çok kolay ayırt edilebilen iç kök kılıfı, saç gövdesine çok yakındır; asıl görevi saça şekil vermektir.

Kıl folikülünde bulunan saç kılının (saç lifi) yapısı nasıldır?

Saç Anatomisi - Op. Dr. Can İşler

Saç lifinin çapı ve şekli; cinsiyete, yaşa ve ırka göre farklılıklar göstermekle birlikte, genellikle 0,04 – 0,09 mm. dir. Sarışında 40 μm, esmerde 90 μm dur. Asyalılarda saç lifi,  Avrupa ve Afrikalılara göre daha sert ve kalındır.

Kıl kesildiğinde, gövdesinin şekli yuvarlak ve düzdür. 1 cm2 deki kıl folikülü yoğunluğu saçlı deride 100-250 arasındadır. Avrupalılarda kıl gövdesi ovaldir, çapı daha incedir ve kıvırcıklaşma eğilimi gösterir. 1 cm2 deki saç yoğunluğu, saçın rengine göre değişir.

Sarışınlarda en yoğun, kumrallarda orta ve koyu saçlılarda en az yoğundur ve 100-150 arasındadır. Saçlar düz, dalgalı veya kıvırcık olabilir. Afrikalılarda kıl gövdesi yassı, şerit şekindedir. Şerit şeklinde olanlar, uzun eksende fleksibl olduğu için, bu tür saçlar kıvrıktır. Saçlı derileri fazla yağlı olmasına rağmen, Afrikalıların saçları en kuru olanıdır; çünkü kıvırcık olan saç yapısı, yağın saça dağılmasını engeller.

Terminal bir saç lifinde, dışta içe doğru 3 tabaka bulununur: İç kök kılıfının cuticle (kütikül) tabakası, korteks ve medulla. Bu tabakalar ancak mikroskop altında görülebilir.

4-8 katlı düz yassı ve keratinize hücrelerden oluşan kütikül, korteksin nemini korur ve saydam ve ince yapısıyla ışığın kortekse ulaşmasının sağlar. Kütiküldeki bu yassı hücreler, balık pulları veya bir evin çatısındaki kiremitler gibi korteksin üzerini kaplar ve onu koruyarak parlak ve esnek görünüm verir. Yassı hücrelerin arasındaki bağlar ne kadar güçlü ise, saç lifinin gücü de o kadar fazladır.

Saç Anatomisi - Op. Dr. Can İşler

Düz ve genişçe hücrelerden oluşan korteks, içerdiği melanosomlar ile kılın rengini belirler. Elastik liflerle sarılı,  20-30 adet makrofiber adı verilen lifçiklerden oluşur. Her bir makrofiber de, 6-8 adet mikrofiberden meydana gelmiştir. Saç lifinin büyük bir kısmını bu tabaka oluşturur; matriksten yukarıya doğru ilerleyen ve kademeli olarak keratinize olan hücreleri içerir. Yapısı ve nemi ile, saçın yapısını belirler ve sağlamlığını, esnekliğini sağlar. Sağlıklı saçta %17 olan nem oranı, havadaki nem oranına ve kozmetik faktörlere bağlı olarak, %35’e kadar çıkabilmektedir. 

En iç katman olan medulla tabakası, glikojenden zengin kabarcıkları ve citrulline ihtiva eden granüller içerir. Çocukluk dönemi terminal kıllarda ve vellus kıllarında, bu tabaka bulunmaz. Melanosit hücrelerinde bulunan melanozomlar; feomelanin, eumelanin ve eritromelanin içerirler. Saçın rengini, bu melaninlerin cinsi ve yoğunluğu tayin eder. Siyah melanozomda feomelanin granülleri; sarı melanozomda eumelanin granülleri ve kızıl melanozomda eritromelanin granülleri bulunur. Saçlar, saçlı deriyi ultraviyole ışınlarının etkisinden korur;  ancak saçta bulunan melanin, saçın kendisini ultraviyole ışınlarının etkisinden koruyamaz.

Saç lifi (teli), bir kıl follikülünün çekirdek bölümüdür. Saç telinin merkezini ve korteks hücrelerini, saç folikülündeki dermal papillaya yakın olan epidermal kökenli matriks hücreleri oluştururlar. Saç foliküllerinin büyüme evresinde, matriks hücreleri çoğalmaya başlarlar ve üstteki diğer matriks hücrelerini, derinin yüzeyine doğru yukarıya iterler. Melanin pigmenti, saç lifinin korteksi içine girer. Yukarıya doğru ilerleyen bu hücreler sıkışırak farklılaşmaya başlarlar; keratinleşerek sertleşirler ve sonunda ölürler. Keratinleşen hücreler, saç folikünün bulb bölgesinden yukarıya doğru itilirken, arkasından yeni hücreler gelir ve böylece saç uzar. Saç telinin uzama hızı, ayda 6-12 mm. civarındadır.

Saç lifi hangi maddelerden oluşmuştur?

Saç lifi,  %80 protein,  %15 su, %5 mineral, lipid ve pigmentlerden oluşur. Başka bir ifadeyle saç lifi,  % 50 karbon, % 21 oksijen, % 17 azot, % 6 hidrojen ve % 5 kükürtten (sülfür) oluşur.  Ayrıca eser miktarda demir, magnezyum, krom ve diğer metallerle, vitamin ve mineraller bulunur.

Dış etkenlere karşı dayanıklı olan saç lifinin ana maddesi, keratindir. Uzun zincirli aminoasitten oluşmuş, polimer yapısında bir protein olan keratin, ayrıca vücudumuzda bulunan tüm epidermal hücrelerde, hücrenin iskeletini oluşturur. Bunların dışında, tırnak ve diş minesindeki hücrelerin ana maddesi de keratindir.

Keratin, saç teline rengini, esnekliğini ve dayanıklılığını verir. Keratin, saç teli ağırlığının % 65-95’ini oluşturur. Kükürtten zengin keratin proteininin, yumuşak ve sert olmak üzere iki tipi vardır. Çabuk kırılan yumuşak keratin, deride bulunur; saç telindeki ise, sert keratindir.

Keratin proteini,  ara filamentlerle birbirlerine bağlıdır. Bu bağlanmayı, keratin proteinindeki sistein aminoasidinde bulunan sülfürlerin (kükürtlerin), birbirine disülfid kimyasal bağları ile bağlanması sağlar. Disülfid bağları sayesinde saç keratini stabil bir yapıya sahiptir, suda az çözünür ve proteolitik enzimlere dirençlidir. Asitlere dirençli olan disülfid bağları, alkalenlere dirençsizdir. Bu nedenle saça uygulanan permalar ve kimyasal düzleştirmeler, keratinin yapısına zarar verir. Keratinin suyu tutma özelliği, kimyasal içeriğindeki amino- ve guanidino gruplarına bağlıdır.

Saç lifinde bulunan başlıca aminoasitler; (miktar olarak en çoktan en aza göre) sistein, serin, glutamik asit, treonin, glisin, lösin, valin, prolin,  isolözin, tirozin, fenilalanin, histidin ve metyonindir.

Saç lifinde ayrıca yağ asitleri, fosfolipidler ve kolesterol bulunur.

Saç lifinin fiziksel özellikleri nelerdir?

  • Elastikiyet: Saçın elastikiyetini, saç lifinin korteksindeki keratin fiberleri vermektedir. Islak saçın boyu, %30 daha esnektir. Islak saçlarda, saç lifinin korteksi su ile şişer ve lifin yüzeyi geçici olarak düzgünlüğünü ve kayganlığını yitirir. Bu nedenle, saçlarımızı ıslakken tararsak; saçımız artan sürtünmeye bağlı olarak, zarar görür. UV, boyalar ve perma; saçın elastikiyetini bozar.
  • Statik elektriği: Kuru saçlar, özellikle fırçalandığında elektriklenir. Bu da, saçın şekil almasını engeller.
  • Nemlilik: Saçın nemini sağlayan sudur. Nemli ortamda, su içeriği artar. Sıcak ve nemli bir ortamda, saç az hacimli gözükür ve statik elektriği azdır. Sıcak ve kuru bir ortamda, saç daha hacimli gözükür ve statik elektriği fazladır.

Kaç çeşit kıl lifi vardır?

Saç folikülünün yapısı aynı olmasına rağmen, aynı saç folikülünden, farklı zamanda, farklı türde saç lifi oluşabilmektedir.

İnsanda kıl folikülleri, anne karnında gebeliğin 8-12. haftasında ve ilk olarak ağız çevresinde, üst dudak ve çenede, daha sonra kaş bölgesinde oluşmaya başlar. 22. haftada ise tüm kıl foliküllerinin gelişimi; dudaklar, el ayası, ayak tabanı ve sünnet derisi dışında tüm vücutta tamamlanır.

Yapısal olarak dört çeşit kıl lifi vardır:

  1. Lanugo: Prenatal denilen doğum öncesi dönemdeki, ince, yumuşak, renksiz ve medullası olmayan kıllardır. Embriyo anne karnında gelişirken, saç folikülü de gelişir ve lanugo tipi saç kıllarını oluşturmaya başlar. Lanugo genellikle, hamileliğin 32-36. haftasında dökülürler; ancak bazen bebekler lanugo tipi kıllarla dünyaya gelebilirler. Dökülen lanugo tipi kıllar; vellus, ara (intermediate) ve terminal kıllar ile yer değiştirirler.
  2. Vellus: Doğan bebekte, lanugonun yerini vellus kılları alır. İnce, kısa, renksiz ve medullasız olan vellus kılları, daha çok yüzde ve vücudun diğer bölgelerinde bulunur; saçlı deride ise %8-25 oranında mevcuttur.
  3. Terminal kıllar: Kalın, uzun, pigmentli ve medulla içeren kıllardır. Geniş saç foliküllerinden meydana gelirler ve 2 yaşından sonraki saçlı derideki saç kıllarını, kaş ve kirpikleri oluştururlar. Puberte denilen ergenlikten sonra ise ilaveten; sırt, omuz, göğüs, koltukaltı, kol, bacak, genital bölge ve sakaldaki vellus kılları, terminal kıllara dönüşürler.
  4. Ara (intermediate) saç folikülleri: Doğumdan sonra ilk çıkan saçlardır ve 2-3 yaşına kadar çıkmaya devam ederler; yapıları, vellus ve terminal kılların yapılarının arasındadır. Yetişkin birisinde erkeksi tipte saç dökülmesi meydana gelirse, yine bu tür ara saç folikülleri oluşur.

Kıl folikülleri, tüm yaşam boyunca 10-20 dönem değişime uğrayarak uzarlar; bu değişimler, genetik olarak belirlenmiş bir düzen içerisinde sürer.  Bu süre içerisinde,  vellus, ara ve terminal saç follikülleri birbirlerine dönüşebilirler.

Vücudumuzdaki kaç çeşit terminal kıl folikülü vardır?

Özellikleri her folikülde genetik olarak belirlenmiş olan başlıca terminal kıl folikülleri (kökleri) şunlardır:

Saçlı deri kıl folikülü: Erişkinde günde ortalama 0,35 mm. büyüyen kafa (skalp) derisindeki kılları oluşturan foliküllerdir.

Kaş kılı folikülü: İnsanda en yavaş büyüyen kılları oluşturan folikülleridir. Günde 0,16 mm. büyüyen ve en fazla 10 mm.e uzayan kılları meydana getirir. Bu kıllar, medulla içeren, kalın ve kavisli bir terminal kıl türüdür.

Kirpik kılı folikülü: Vücudumuzdaki en koyu renkli kılları oluşturan folikülleridir. Yaklaşık 5-7 mm. uzunluğundaki kılları meydana getirir. Kirpik kılının yapısı ve büyüme hızı, kaş kılına benzer.

Sakal kılı folikülü: Puberte öncesi vellus kılını oluşturan bu foliküller, puberte sonrası androjen hormonlarının etkisiyle terminal sakal kılnı oluştururlar. Günde 0.38 mm büyümeyle, en hızlı kıl üreten foliküllerdir.

Vücut kılı folikülü: Gövde ve ekstremitede bulunan vücut kılı folikülleri,  androjen hormonuna duyarlıdırlar. Günde 0.27 mm. büyüyen kılları üretirler.

Aksiller kıl folikülü: Kıvrık yapıda ve 1-60 mm’ye kadar uzayabilen kılları meydana getirirler.

Pubik kıl folikülü: Genital bölgede olan bu foliküller, pigmentlive büyük çaplı kılları üretirler.

Saç ve kılların, vücudumuzdaki dağılımı (yoğunluğu) nasıldır?

1 cm2 de bulunan saç-kıl lifi (fiber) sayısına, saç-kıl yoğunluğu denilir. Bu yoğunluk vücutta bulunduğu bölgeye, yaşa, cinsiyete ve etnik kökene göre değişmektedir. 

İnsan vücudunda; dudaklar, avuç içi, ayak tabanı ve sünnet derisi dışındaki her yerinde, yaklaşık 5 milyon kıl follikülü bulunmaktadır. Bu 5 milyon kıl kökünün büyük kısmı, gözle zor fark edilen, lanugo da denilen renksiz ve ince ayva tüyü şeklindedir. Kıl köklerinin 1 milyonu kafa bölgesinde (100-200 bini saçlı deride, geri kalanları kaş, favori, bıyık ve sakal bölgelerinde), 450 bini gövdede (göğüs, sırt, karın ve genital bölgelerde), 250 bini üst ekstremitede (koltukaltı, kol, önkol ve ellerde) yer alırlar. Omuzlar, sırt, göğüs, koltukaltı ve genital bölgelerdeki kıllar daha güçlüdür.

Yenidoğan bebeğin saçlı derisindeki saç yoğunluğu, 1100 folliküldür ve hepsi vellüs (tüysü) yapısındadır. Bu yoğunluk 1 yaşın sonunda 800, 6 yaşın sonunda 600 saç teline düşer. Ergenlik döneminde, yaklaşık 1000 cm² lik alan sahip olan saçlı derideki saç sıklığı, 300-500 saç telidir. Dökülme problemi olmayan bir erişkin de ise saç yoğunluğu ortalama, 100-250 arasındadır (ortalama 100-250 bin saç teli).  Saçlı derinin tepe kısmı en yoğun alandır ve yoğunluğu 250-400 saç telidir. Bu yoğunluk tepeden yanlara ve arkaya gittikçe azalır ve 150 saç teline düşer. Yoğunluk 100 den az ise saçlar seyrek, 200 den çok ise sık olarak görünür. Yoğunluk 60 dan da aşağı düşerse, seyrelme çok belirgin olarak farkedilir.

Erkeklerde kadınlara göre saç yoğunluğu daha fazladır.

Avrupalı ırklarda saçın yoğunluğu, saçın rengine göre değişir; sarışınlarda 130, siyah ve koyu kahve saçlılarda110, kızıl saçlılarda 90 dır. Saç yoğunluğu Afrikalı ve Asyalı ırklarda  ise 90 dır. 

Saçın büyüme ve gelişmesi nasıl olur? 

Saç kılı normalde günde ortalama 0.35 mm. (kadında 0.34 mm. erkekte 0.37 mm.) büyür ve bu büyüme hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Saçın büyüme ve gelişmesi çeşitli evrelerden geçer. Birbirini takip eden bu evrelere, saçın büyüme siklusu denir. Bu büyüme siklusu katajen, telojen, eksojen ve kenojen evrelerinden oluşur. Her saç folikülü bu gerileme ve yenilenme siklusunu (döngüyü) hayat boyunca 20–25 kez ardışık olarak tekrarlar. Saç kalitesi, sona doğru olan döngülerde giderek azalarak kıl kökünde fibrozis gelişir ve büyüme siklusu kalıcı olarak biter. Büyüme siklusundaki saç folikülünün değişimi, nöropeptidlerin, hormonların ve ara mediatörlerin kontrolü altında gerçekleşir. Kıl folikülündeki dermal papilladan salgılanan büyüme faktörleri (en bilinenleri fibroblast growth faktör 7 ve insulin-like growth faktördür.), bu evrelerin sürelerini etkileyen en önemli etmenlerdir. Büyüme siklusundaki her evrenin uzunluğu ayrıca kişinin yaşına, hormonal seviyesine, beslenme alışkanlığına, psikolojik durumuna, mevsimlere ve folikülün bulunduğu anatomik bölgeye göre de değişmektedir. Örneğin kulak arkasında kıl foliküllerinin anagen evresi, saçlı deridekilere göre altı kez daha kısadır. Her saç follikülü, siklusun farklı evresindedir; bir kısmı katogen, diğeri anagen, başka biri ise telogen evrededir. Kıl folikülü, diğer foliküllerden bağımsız olduğundan, bu siklusun bir evresinde meydana gelen ve mozaik dökülme olarak da adlandırılan dökülme, kellik meydana getirmez. Bu evrelemeleri, folikülün dermal papillasındaki ‘biyolojik saat’ kontrol etmektedir. Bu siklusun uzunluğu kirpiklerde 4 ay, scalp denilen saçlı deride 3-6 yıldır.  

1. Anagen evre (Aktif büyüme ve gelişme dönemi): Saç lifinin en aktif olduğu büyüme, uzama evresidir. Bir önce büyüme evresi geçirmiş ve küçülmüş saç follikülünden başlar. Saç kılının büyüme evrelerinin süresinin %90’ını oluşturur ve yaklaşık 3-8 yıl süren en uzun evredir. Saçlı derideki kılların %85-90’ı bu evrede bulunmaktadır. Anagen evre süresi, kıl foliküllerinin vücutta bulunduğu bölgeye göre değişmektedir; örneğin bu evre, kaşta 4-7 ay, kirpiklerde 1- 6ay, bıyıkta 3-6 ay, sakalda 1-3 ay, kollarda 3-5 ay ve bacaklarda 6-12 aydır. Anagen evre; proanagen, mesoanagen ve metanagen olarak 3 döneme ayrılır. Bu evrede saç kökü derinin derin tabakasındadır. Proanagen dönemde; artmış RNA sentezinin görüldüğü folikülün tabanındaki germ hücreleri bölünerek çoğalırlar. Folikül, derinin derinliklerine doğru uzanır ve dermal papilla ile kaplanır. Bu dönemde, kıl folikülleri eski boyutlarına dönmeye başlarlar. Mesoanagen dönemde; kıl folikül tabanındaki bulbun içinde bulunan dermal papilladan yeni bir kıl gövdesi büyümeye başlar. Metanagen dönemde ise, papillaya dizilen melanositlerde melanin pigmenti üretimi başlar. Yeni oluşmuş bu saç kılı, dış kök kılıfının içine girerek yukarı doğru ilerler ve eski saç kılıfını iterek dökülmesini sağlar. Deri yüzeyine çıkan yeni saç kılı, katajen evre başlayıncaya kadar, ayda 1cm. olarak uzar.

Anagen evre boyunca, saç teli gelişip, canlılığını ve parlaklılığını korur. Saç dökülmesini azaltan ve saçın kalitesini arttıran ilaçların büyük bir kısmı, bu aktif büyüme dönemini uzatarak etkili olurlar. Genetik nedenlerle saçı dökülen kişide, 20-30 arası yaşlarda, anagen evre sadece 3-5 ay kadar kısadır. Çok kısa olan bu dönem sonrası, cansız olan saçlar katagen evreye geçerek dökülürler.

2. Kategen evre, degradasyon fazı (Gerileme, geçiş dönemi): Büyüme evresini izleyen ve 2-4 hafta süren dönem, saç folikülünün büyüme döneminden dinlenme dönemine geçiş yaptığı bir ara dönemdir. Kıl folikülünün katagen evreye girmesine, meydana gelen bir travma, kimyasal maddeler ve endojen hormonlar (Adrenocorticotropic hormon (ACTH), 17b-estradiol gibi) de neden olabilir. Sağlıklı saçların  %5-10’u bu evrededir. Bir geçiş evresi olan kategen evrede, saç folikülündeki kıl büyümesi durur, saçlar canlılığını yitirir. 

Kıl follikülünde yapısal ve kimyasal değişimler meydana gelir. Normalde derideki derinliği 2-4 mm. olan dermal papilla, yukarıya doğru çekilerek,  bu derinlik 0.25-0.5 mm.ye iner; dermal papilla bulge seviyesine kadar gelir. Kıl folikülünün alt kısmında apoptoz yoluyla hücre ölümü meydana gelir. Saç folikülünün alt bölümü hızla geriler ve yavaşça ayrılır. Kan akımı azaldığı için involüsyon başlar. Matrikste, iç ve dış kök kılıflarında bulunan keratinosit hücreleri apoptoz ile ölürken, dermal papilla folikülden ayrılır. Dermal papilla, çıkıntı bölgesine ulaşamaz ise, saç büyüme siklusu durur. Saç folikülü en alt bölgesinden başlayarak kendi içine çöker ve zayıflar. Saç teli dermal papilladan uzaklaşarak, çomak haline gelir, boyutu azalır, kısalır ve cildin üst tabakasına doğru yüzeye yaklaşır ve dökülür.

3. Telogen evre (Dinleme dönemi): 4-12 hafta süren bu evrede, saç telinin yaşamı sonlanır. Bu süre kirpiklerde 2-4 ay, kaş ve ekstremitelerde 9 ay ve üstüdür. Telogen evre, saç kökünün göreceli olarak dinlendiği, inaktif olduğu ve yeniden kıl oluşturduğu dönemdir. Saçlı derideki kılların % 5-10’u, gövdedeki kılların % 40-50’si dinleme evresindedir. 

Katagen evreden kalan eski kıl gövdesi, folikülden atılır. Bu evrenin sonuda, dermal papilla hücreleri, çıkıntı bölgesi kök hücreleri ile ilişkiye geçerek; yeni bir kıl folikülü siklusu, dolayısıyla yeni saç papillası ve yeni saç teli oluşumu başlar. 

4. Eksogen evre (Dökülme evresi, teloptosis): Kıl follikülünün telogen evreden anagen evreye geçerken,  saç tellerinin atıldığı evredir. Meydana gelen yeni saç teli, eski ve ölü saç telini yukarı doğru iterek düşmesine neden olur. Telogen evresinde melanosit yapımı da durduğundan, ölü ve eski saç telinin kök yapısı pigmentsizdir. Buna “club” adı verilir. Eğer saç teli çekilerek koparılırsa, telin alt kısmındaki bu beyaz, renksiz bir bölüm görülür. Çoğu kimse bunun saç kökü olduğunu düşünür, Ancak yeni saçın papillası, yani kökü saçlı derinin içindedir. Günde dökülen 50-100 saç teli, bu evredeki kıllardır. Saç ekiminden sonra görülen geçici saç dökülmesi,  telogen evrenin başlayıp,  yeniden anagen evreye geçiş sürecidir.

5. Kenogen evre: Kıl folikülünün atılmasından sonra telojen ile anajen evre arasındaki evredir. Bu evre bazı saç follikülerinin telogen evrenin sonunda, anagen evreye geçemediği evredir, daha çok androgenetik alopeside görülür.

Bir saç teli ne kadar uzar ve ömrü ne kadardır?

Bir saç teli normalde günde ortalama 0.35 mm. (kadında 0.34 mm. erkekte 0.37 mm.) büyür ve bu büyüme 2-6 yıl sürer; yani saçlar hiç kesilmese bile, büyümenin üst limiti 2-6 yıldır. Daha sonra 2-4 hafta büyümez ve dökülür. Günde 50-100 saç telinin dökülmesi normaldir. Büyüme hızı, yaşın ilerlemesiyle birlikte yavaşlar. Saçın büyüme evresi çok yavaştır, bu nedenle saç büyümesi ile ilgili bir tedavinin olumlu etkisinin görülmesi zaman alır. 

 Saçın (kılın) büyümesine etkili olan faktörler nelerdir?

Saç follikülünün büyüme evrelerinin, yani siklusunun nasıl düzenlendiği henüz bilinmemektedir. Burada ortaya konulması gereken;  büyüyen bir folikülün, neden durgunluk evresine girdiği ve sona erdiğidir. Bazı maddelerin, anagen evredeki folikülde birikmeye başladığı ve belirli bir orana ulaştığında, folikülü telogen evreye soktuğu düşünülmektedir. Bu maddelerin oranı daha sonra azalmakta ve böylece folikül yeniden büyüme, yani anagen evreye girmektedir.

Kılın büyümesinde, öncelikle vücutta bulunduğu anatomik bölge etkilidir. Kılın büyüme süresi ve hızı, vücudun değişik bölgelerinde birbirinden farklıdır. Örneğin saçlı deride, saç kılı günde 0,35 mm. büyür.

Cinsiyet, genetik faktörler, dokunun kanlanması, hormonların eksikliği veya fazlalığı, 5 alfa redüktaz enzimi saç büyümesini etkiler. Erkekte saç uzama evresi daha hızlı, kadında ise daha yavaştır. Ancak kadının saçı, erkeğe göre büyüme evresinde daha uzun süre kalır. Proteinden fakir beslenme, vitamin eksikliği saç uzamasını olumsuz etkiler. 

Saçlı dokunun kanlanmasının (vaskülarizasyon) ve folikül innervasyonunun, saç büyümesine olan etkisi, bilimsel olarak tam ispat edilmemiştir. Ancak bildiğimiz üzere, her canlı doku gibi, saçlı deri ve saç folikülleri de büyümesi ve yaşaması için bazı maddelere ihtiyaç duyar ve sinir yoluyla uyarılması gerekir. İhtiyaç duyulan bu maddeler, saçlı derideki foliküllere, dermal vasküler pleksustan kan yoluyla gelir. Alopezik saç derisine masaj yapmak veya bölgesel (topikal) vazodilatatör ilaç uygulamaktan amaç, o bölgenin kanlanmasını artırarak saç büyümesini uyarmaktır. 

Testesteron ve östrojen gibi seks hormanları; kılların (saçın) dağılımı, büyümesi ve pigmentasyonunda (renk verme) önemli rol oynarlar. Saç (kıl) foliküllerinde, folikülün aktivitesinde rol oynayan androjen ve östrojen reseptörleri tespit edilmiştir. Testesteron hormonunu dihidrotestesteron (DHT) a dönüştüren 5 alfa redüktaz enzimi, saçın uzaması, dökülmesi ve kırılmasında etkilidir. Dihidrotestesteron daha etkilidir. Testesteron ve dihidrotestesteron, sekonder seks karakterinden sakal, bıyık, genital bölge ve koltuk altı kıllarının güçlenmesi sağlar; ancak saçlı derideki dökülmeyi (androjenik alopesi) artırır. Östrojen hormonu ise, saç folikülünün gelişmesi esnasında evrenin başlamasını geciktirir. 

Hipofiz ve tiroid bezlerinde üretilen diğer hormonların ve sitokinler de; saç büyümesine, uzamanın çeşitli evrelerinde etkili olmaktadırlar. 

Saçın büyümesini etkileyen ve vücutta bulunan başlıca endojen maddeler şunlardır: PDGF, bFGF ve Hepatosit growth faktörler; folikülün dermal papillasında etki ederler ve saçın büyümesini artırırlar. TGF B, folikülün dermal papillasında etki ederler ve saçın büyümesini azaltır. Östrojen, keratinocyt growth faktör ve insulin like growth faktör; folikülün matriksinde etki ederler ve saçın büyümesini artırırlar. Epidermal growth faktör, IL1 alfa, PTH ve FGF 5; folikülün matriksinde etki ederler ve saçın büyümesini azaltırlar. Makrofaj stimulating faktör, folikülün dermal papillasında ve  matriksinde etki eder ve saçın büyümesini artırır. Supstance P, saçın büyümesini artırır, ancak foliküle etki mekanizması bilinmemektedir.

Güneşin, saça olan etkisi nelerdir?

Güneş; saç telinin yapısında bulunan fenilalanin, sistin, tirozin ve triptofan aminoasitlerince emildiğinde, telin yapısındaki disülfit bağlarında kırılmalar meydna gelir ve serbest radikaller oluşur. Bu kimyasal değişimler, saç telinde hasar meydana getirir, kortekste bozulma ve kutikulada kırılmalar oluşur. Saç telinde melanin pigmenti azsa, güneşin meydana getireceği hasar da az olur.

Güneşin zarar verdiği saç telinde; telin yapısı kabalaşır, gerimi azalır ve kolayca kırılır, rengi azalır, kurur, nemi ve parlaklığı kaybolur,

Saça rengini veren nedir?

Saçın değişik renklerde, farklı tonlarda olmasını sağlayan melanin denilen pigmenttir. Melanin, saç telindeki melanosit denilen hücreler tarafından oluşturulur. Yaşın ilerlemesiyle birlikte melanin oluşumu azalır; beyaz ve melanin içeren saç tellerinden oluşan, gri saçlar meydana gelir.

- Op. Dr. Can İşler | Nişantaşı | Viyana

Ameliyatın Karnesi

İstanbul’da Kalınması Gereken Süre: 2 gün

Ameliyatın yapıldığı yer: Bir hastane ameliyathanesi

Anestezi şekli: Lokal anestezi

Ameliyat süresi: Ekilecek kök sayısına göre 4-7saat. Ekilecek kök sayısı fazla ise birden
fazla seans gerekebilir.

Hastanede Yatış Süresi: Aynı gün taburcu

Ameliyat sonrası: Bir gün saçlı deride hafif uyuşukluk

Ödem: Hafif derecede, 3-4 gün sürer.

Pansuman: Ense bölgesindeki pansuman 2. günde çıkarılır.

İşe ve günlük hayata dönüş: 3-4 gün sonra

Spor: 3. haftada tüm spor ve aktiviteler

Son şekil: 6-12 ay sonra

Tedavi sıklığı: Çoğunlukla bir kez

Sonuçların kalıcılığı: Kalıcıdır.

Biz Sizi Arayalım

Yurtdışında mısınız?

Eğer Avusturya, İsviçre veya Almanya’da yaşıyorsanız
buradan randevu alabilirsiniz.

Viyana, Basel ve Zürich’te
Estetik Ameliyatlar

Yurt dışı denklik diplomalarım (Almanya, Avusturya, İsviçre) ve ikinci Avusturya vatandaşlığım sayesinde hastalarımı Viyana’daki kliniğimde de kabul etmekteyim. Her ay düzenli olarak Viyana, Basel ve Zürich seyahatlerim ile hastalarımın ameliyat ve medikal estetik uygulamaları sonrası kontrollerini  yapmaktayım. İyi derecede Almanca bildiğim için Türkçe’ye hakim olmayan hastalarımla gayet iyi iletişim kurabilmekteyim.

Eğer Viyana’da, Basel’da veya Zürich’te yaşıyorsanız, estetik ameliyatlarınızı dilerseniz İstanbul’da da olabilirsiniz. Ameliyat sonrası sürecinizi bizzat Viyana’daki kliniğimde takip ediyor ve sağlıklı bir post-op dönemi geçirmenizi sağlıyorum.

Tüm estetik ameliyat ve uygulamalarınız için aşağıdaki randevu oluştur butonu ile benimle iletişime geçebilirsiniz.

En kısa sürede tanışmak dileği ile…

- Op. Dr. Can İşler | Nişantaşı | Viyana